Adam’a Gönderilememiş Mektup 2

Şarkı Önerisi: Perdenin Ardındakiler- Ankara’yla Bozuşuruz

Aslında ne var biliyor musun? Seni unutamamışlıkla birlikte, yeni bir aşk arayışı içerisindenyim.
Ülkenin kuzeybatı sınırında başlayan maceram, koskoca dünyaya sığdıramadığım bir hasret oldu şimdi.
Hani o gün, aylar sonra mekanda karşılaştığımızda, yanıma gelip özür dilediğin gün… Dedim ya “Sen benim düşmanım değilsin. Sen benim yaramsın. ” diye, öyle bir yara ki bu ne yaparsam yapayım kanaması durmuyor sanki.
Seni unutamamışlık var üzerimde. Bundan yeni umutlara tutunamayışım. Yorulmuşum çünkü.
Tek bir kelime dahi olsa bir şey söyle diye gözünün içine içine bakmışım. Öyle bakmışım ki gözlerine, şimdi kimsenin yüzüne bakamaz oldum.
Sesin öyle bir işlemiş ki içime, dinlediğim her şarkıda seni duyar oldum. Sonra diyorum ki: ” Bu şarkıyı da ne güzel söylerdi. ”.
Dokunduğum en güzel şeymişsin sen aslında. O kadar güzelmişsin ki, şimdi birine seslenirken dürtmeye bile varmıyor parmağım.
Öyle bir yara olmuşsun ki ben de; ne zaman şarkı yazma isteği gelse, ucu sana dokunduğundan vazgeçiyorum yazmaktan. Hatta korkuyorum. Ya başkalarına söylersen şarkımı ve hatta daha kötüsü ya başkası da sana eşlik ederse diye…
Seni o kadar istemişim ki, Tanrı’dan dilediğim son şey sen olmuşsun. Çünkü Tanrı’ya inancımı da senin gidişinle kaybetmişim.
Burnumda tütüyor kokun. Ne zaman derin bir nefes çeksem kokun geliyor burnumun ucuna. Sonra burnumda oluşan sızı gözlerimi dolduruyor.
Senin özlemin öyle bir şey ki gurbetçiliğimden daha beter. Seni özlemek, yaşamayı özlemek gibi bir şey benim için. Sanki gidişinle ölmüşüm gibi.
Sana olan sevgim, kendime olan sevgime ağır basmış. Gururumu ezmişim. Bana şimdi “Çık, gel. ” desen, koşa koşa gelirim beni gecenin bir yarısı kovdurduğun o eve.
Ne var ki o gün geri çevirmek zorunda kaldım arkadaşının davetini. Eskisi gibi sabahına düşman kesilmeni kaldıramazdı yüreğim bir kez daha.
Bak şimdi sen askerde gün sayarken, ben sayfa sayfa seni yazıyorum hala. Asla okunmayacak bir mektup daha yazıyorum. Asla okumayacaksın, çünkü sen güçsüz kadınlardan hoşlanmazsın. Ve ben yemin ettim sana bir daha güçsüzlüğümü göstermemeye.
Senin benim zayıf noktamsın. Sen benim zaafımsın. Bu yüzden anlatmıyorum seni artık kimseye. Benim dokunmaya kıyamadığım tenine, başkalarının saçları çarpmasın düşüncesizce diye.
Geçenlerde yine aynı mekana gittiğimde sahnedeki adam laf attı: ” Gece de maşallah tüm şarkıları biliyor. ” diye. Ama sen, bana bilmediğim birçok şarkı öğrettin bana.
Beni o kadar yordun ki sen, kafamı bile kaldıramaz oldum. Ama yine de dinlenebileceğim tek yer göğsünmüş gibi geliyor. Ve biliyorum ki hiçbir zaman dinlenemeyeceğim.
Seninle tanıştığımızdan bu yana adının geçmediği (!) kaç defter bitirdim inan saymadım. Ne çok söyleyememişliklerim varmış benim. Ne kadar içimde kalmış. Kalmış ki hala seni yazıyorum.
O kadar kalmışsınki içimde, yeni birini sevmeye cesaret edemez oldum. Ya seni bana unutturursa diye.
Öyle bir yarasın ki sen bende, iyileşmek istemiyorum adeta. Hatırladıkça yüzümü gülümseten şeyler, canımı yakıyor. Yine unutmak istemiyorum.
Canım Eskişehir’in ünlü dayısı, Recep Dayı’nın da dediği gibi: “Sevdim demiyorum. Seviyorum!”. Seni sevmek, sevilmeyişimden daha çok yakıyor.
Ne zaman biriyle kadeh tokuştursam, senin için vuruyorum masaya. Masadan da adın yankılanıyor sanki o an.
Bir Ankara değildi belki ama,
Edirne’yle bozuştuk.

Son Düzenleme: 1 Mayıs 2020 / 16:59
  • Okunma
  • 27 Nisan 2020
  • Mektup
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • Saçsız Rapunzel

    @sacsizrapunzel