Aşka Dair

Her aşk dolu söze kulak verdim. Her aşk dolu hikayeyi dinledim. Yıllarca hep kadim olan aşka, ulu olan, haşmetli olan aşka hayranlık duydum. Aşk denilince, can kulağı ile dinledim hep ardınca gelen cümleleri. Tüm odak noktamı aşkın geçtiği yöne çevirdim. Ve anladım ki ben aşka aşık olmuşum.
Yahu insan aşkı bilip de, ona nasıl aşık olmasın ki?
İnsanı kendisinden alıp, bambaşka bir hale büründüren o değil midir ki?
Aradığın bütün lezzet, güzellik, samimiyet, dostluk her şey onda mevcut.
Bu hayatta ne arıyorsan.
Hepsi aşkta.
Yeter ki onu aşkla ara. Eğer ki aşkı, aşk ile ararsan, muhakkak yolun aşka çıkacaktır.

Aşkın büyüklüğünü fark edince bir kere insan. Senin aşka baktığın gözlerle bakabilen bir göz ile, göz göze gelirse ancak, arada bir aşk olabilir.
Aşkın en derinini istiyorsan eğer, aşkı en derin şekilde tanıyor olman gerekiyor.
Ne kadar büyük bir aşk istiyorsan, o kadar büyük bir fedakarlık yapabiliyor olman gerekiyor.
Neler verebiliyorsun aşka?
Aşkın büyüklüğü, vermek ile ölçülür.
Aşkta almak yoktur. Kazanç işi değildir aşk. Hesap kitap işi hiç değildir. Onda sadece vermek vardır.
Nasıl ki Mecnun, her şeyini verdi Leyla’sı uğruna. İşte o zaman hakiki aşık oldu.
Bu yüzdendir ki, o mecnun oldu.
En büyük fedakarlığı yapanların hakkıdır büyük aşklar. Karşılık beklemeden yaptıkları fedakarlıklar ile böyle büyük ve kalıcı oldu aşkları. Zaten aşkta karşılık beklenmez. Aşkın raconuna terstir karşılık beklemek. İnsan karşılık bekliyor ise eğer, o aşk değil, menfaattir.

Ne diyordu Fuzuli;
Cânı kim cânânı için severse, cânânın sever.
Cânânı kim canı için severse, canın sever.

  • Okunma
  • 16 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Emre erturan

    @emreerturan