Atmaca Kız'ın Öyküsü

Dünya üzerinde yaşayan küçük bir kız vardı. Bu kızın gökkuşağı gibi rengarenk hafif saydam bir o kadarda kırılgan kanatları vardı. Kanatları kırılgandı, kendisi küçük ve güçsüzdü ama o bunu hiç fark edemedi. Hep güçlü olduğunu sandı. Sandı ki kanatları her zorluğa direnir, kimse onun canını acıtamaz. Tam bir sevgi pıtırcığıydı. Her şeyin hep iyi tarafını görürdü. O aslında kötülüğü düşünmek istemezdi. Gereksizdi ona göre. Dünya ona göre tıpkı kanatları gibi rengarenkti.

Bir gün hayatında her şey değişti. Öyle bir rüzgar çıktı ki küçük kız bambaşka bir hayata savruldu. O sağlam sandığı kanatları bırak direnmeyi döküldüler bile. Onun artık kanatları yoktu. Halbuki ne çok severdi uçmayı, gökyüzünde süzülmeyi simdi ise yere mahkumdu. Tıpkı bazı insanlar gibi. O bazı insanlar uçmayı gereksiz ve tehlikeli görür hep ayakları yere değsin isterlerdi. Belki de yere çakılmak istemediklerinden, düşmeyi göze alamadıklarındandı. Hayaldendi bu kanatlar. Bazı insanlar hiç hayal kurmazdı. Bu yüzden kanatları yoktu. Bazılarının vardı ama bu armağanı kullanmazlardı. Uçarken düşmekten çok korkarlardı. Bu insanlar ayakları biraz yerden kesilmeye görsün hemen olumsuzlukları düşünüp kendilerini frenlerlerdi. Öyle ya uçmak çok tehlikeliydi. Bazılarının da rüzgardan dökülmüştü kanatları. Bu rüzgarın adı kaderdi. O kadarda kötü değildi kader. Sadece biraz afacandı. Nereden geleceği nereye eseceği belli olmuyordu. Bazılarının kanadını kırıyor bazılarını önüne katıp çok güzel diyarlara götürüyordu. Küçük kız da bu kanatları kırılanlardandı. Rüzgar onu önüne katmış, hiç bilmediği uzak ve karanlık bir yerde sertçe yere bırakmıştı. Bildiği yerlerden sevdiği tanıdığı insanlardan uzaklaşmış karanlık çirkin bir ormana düşmüştü. Yapayalnızdı. Kanatları olmadan ormanda yaşamaya çalıştı. Gittikçe güçten düşüyordu kız. Mutsuzluk ona göre değildi. Bitkin bitkin ormanda dolanırken bir kızla karşılaştı. Bir şekil değiştiren. Sarı saçlı, mavi gözlü, çok tatlı ve iyi kalpli bir kızdı. İstediğinde bir atmacaya dönüşüyordu. Kız ormanda bir krallıkta yaşıyordu. Henüz yeni bir krallık olmasına rağmen oldukça güçlü bir krallıktı. Onları yöneten iki kralda çok iyiydi. Küçük kıza isterse aralarına katılabileceğini söylediler. Kız çok sevindi aslında ama emin de olamadı. O onlar gibi değildi. Onlar güçlüydü ve çok iyiydiler. Küçük kız onlara ayak uydurabileceğinden şüpheliydi. Hem kız pek insan canlısı değildi. Yabaniydi biraz. Onların arasında rahat edemezdi.

Sonra kendi kendine kalıp biraz düşündü, hayaller kurdu. Hayal kurarken birden sırtında bir hareketlenme hissetti. Yeni kanatlar. Kızın yeniden kanatları çıkmaya başlamıştı. Tabi ya nede olsa kanatları hayaldendi. Hayal kurdukça daha da büyüyecekti kanatları. Kız onlara katılmaya karar verdi. Atmacalara katıldı. Zamanla hayal kurdukça kanatları büyüdü. Kanatları eskisi gibi de değildi kurduğu hayallerini gerçekleştirdikçe matlaşmış ve güçlenmişti. Tıpkı bir atmacanın kanatları gibiydi. Her bir tüy bir hayalini temsil ediyordu. Bazen bu tüylerin bazıları dökülüyor ama yerine yenileri geliyordu. Bundan sonra o Atmaca Kızdı. Güçlüydü artık. Eskisi gibi ufak rüzgarlar onu alıp götüremezdi. Bir süre sonra sürüsünü yöneten kız kraliçe seçildi. Bembeyaz uçabilen bir ata dönüştü. Arkadaşı şifacı sürünün başına geçti ve o da yardımcısı oldu. Atmaca kız krallığı ve içinde yaşayanları çok sevdi. Hep ailesi gibi gördü. Belki bir gün o da kral ve kraliçeleri gibi güçlü ve bilgili olabilirdi. Atmaca kız başta kanatları kırıldığı için, rüzgar onu savurduğu için üzgündü ama bir şeyin farkında değildi. Kader ve zaman çok yakın arkadaşlardı ve her şey tam da olması gerektiği gibi olması gereken zamanda olurdu. Atmaca kız artık bunun farkındaydı ve eğer bir daha bir şeye üzülürse böyle olması gerekiyormuş deyip pes etmeden yeni bir yol arayacaktı. Belki de yeni yolda sihirli bir şeyler vardır.

Son Düzenleme: 8 Mayıs 2020 / 04:55
  • Okunma
  • 9 Ocak 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Atmaca Kız

    @atmaca