Başaklar Dökülünce

“Ben seni , acılarım yüreğimi döverken tanıdım. “dedi kadın, öfkeli bir ses tonuyla .

Adamı, uzun bir sessizlik kapladı. Elini sıkarak yaptığı yumruk , sevdiğinin gözlerine bakarken bile yumuşayıp çözülmüyordu bu defa.

Sevdiği adamın gözlerindeki nefreti izlemeye daha fazla tahammülü yoktu, olamazdı, olmamalıydı, canı yeterince yanmış olan kadının. Artık tutunacak bir dalı kalmadığını anlamanın verdiği acıyla, feri kaçmış gözlerindeki damlaları, kirpikleriyle tutup başını sisli gökyüzüne kaldırdı. Son sözlerinden birini söylemeye koyuldu mecali kalmayan dili.
“Ben , geleceğim dediğim de sana asla yalan söylemedim , keza sevdiğimi söylerken de öyle. Aslında ben sana hiç yalan söylemedim . Buna beni zorunlu kıldılar . Benim hayata birini daha kurban verecek gücüm yoktu Salih, anlıyor musun? yoktu!”

Adam kurumuş dilini ıslatıp, sözyaşlarını söylemeye hazırlanırken yola düştü, seneler önceki gibi, birkez daha … Adımları yere düşen başak tanelerini döverken , çıtırdayarak dağılan başaklar onlardan farksızdı. ‘Dağıldık Erma, işte bu başak taneleri gibi bizde dağıldık. Bizim kalbimize ekilen sevda tohumlarının hasadı gelmeyecekmiş meğer . Bir tufan vuracakmış bizi de savrulup un ufak olacakmışız.. ‘

Başaklar arasında ilerleyen adamın ardından , isli penceresinden bakan kadının dudaklarınının arasından İstanbul ‘un semalarını inleten bir yakarış yükseldi.

“Bizi, bizim sevdamızın tohumlarını, onların hastalıklı ruhu mahvetti….

  • Okunma
  • 1 Mayıs 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Ayşe Nur Aslan

    @1anneninkalemi

    1 Mayıs 2020 / 13:38

    Çok güzeldi. ? Kaleminize sağlık efendim. ???