Başlıksız

İçindeki sokaklarda geziyordu, sokakların her birinin diğerine benzediğini farketti, hangisine girse aynı yüzler, aynı yıkılmışlık, aynı yalnızlık, anlam veremedi. Kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı, ne zaman canı yansa ağlamak istese gökyüzüne asardı gözlerini, gökyüzü onu anlardı, o gökyüzünü bilirdi. İcinden geçenler gökyüzünde belirdi. Yazamadığı bütün şiirleri orada görürdü, bütün o mavilik onun kitabıydı, yazıp bitirdiği ama kağıda dökmediği. Bilirdi ki kağıt ıslanır, gökyüzü ise ıslatır, o yüzden orada saklardı en güzel şiirlerini, hikayelerini. Okuyanı yoktu belki de asla olmayacaktı ama o yazdı. Elleri kanayana, kalemi bitene kadar yazdı. Sokaklarında beliren yüzlere dizeler sıraladı, çöpü karıştıran köpeğe, minibüs bekleyen güzele, hepsine bir kaç sözü vardı. Onlarin haberi yoktu. Ağlatmadı kimseyi, kendi ağladı, son yazacağı şiiri içindeki sokağa yazdı ve kendinden ayrıldı, sokak özler onu o sokağa sevdalı. Kimse onu tanımayacak, yazdıklarını bilmeyecek, hikayesini dinlemeyecek belki ama yazmak birisi seni onaylasın diye yapılan bir eylem değildir. Yazmak, ağlamaktır, yazmak aşık olmaktır, kelimelere sarılıp onlarla nefes almaktır. Ben yazdım, okuyan var mı?

  • Okunma
  • 23 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Aykut Tunçay

    @aykutuncay

    23 Mayıs 2020 / 01:50

    Var ??

    23 Mayıs 2020 / 04:07

    Var ?‍♀️

    23 Mayıs 2020 / 17:06

    Var, yine çok güzeldi kaleminize sağlık.