Bir Direniş Öyküsü

Soğukluğun hegomanyasi altında yaşadığım şu günlerde güneşten ne ses ne seda çıkmıyordu yoksa insanlara darılmışta yüzlerini görmemek üzere çekip gitmiş miydi tanıdığım güneş bunlari yapmazdı kanaatimce geri dönecekti. Önümüzdeki günlerde ufak bir kaç işi varmış da bitirmiş gibi çıkıp gelecekti ailesinden sıkılıp tek başına yasamak isteyen bir gencin sonradan yaşadığı pişmanlık gibi olacaktı hiç birşey olmamış gibi ailesine gelecekti. Yanlız yasamanın zorluklarını anlamış ne olursa olsun onu seven İnsanlara sırt çevirmenin yanlışlığını anlayacaktı. Gelişini dört gözle bekliyordum merhametli bir baba gibi affedecektim onu. Bu bekleyişler içerisinde odamın cam kenarında oturmuş dışarıdaki soguk manzarayı izlemekteydim. Dışarıyı izlerken bile bedenimde soğukluğu hissedebiliyordum. Titrek gözlerle dışarıyı gözlüyor dışarda olmadığım icin seviniyordum. Korkunç sesler çıkaran soguk rüzgarlar kapının küçük deliklerinden içeriye sızmak için uğraşıyorlardı. İçeriye giripte ne yapabileceklerdi ki girdikleri gibi pişman olacaklardı çünkü odamda gümbür gümbür yanan sobam vardı. Odunları az önce atmıştım. Sobam soguk rüzgarlardan korkmadığını göstercesine yanan odun seslerini çıkarıyordu. Ne kadar korkunç sesler çıkarsalarda ne ben ne sobam korkmuyorduk dışardan gelen soguk rüzgarlara gerekirse odamda bulunan halıları dahi yakabilirdik yeter ki teslim olmayalım diye bazen odanın kösesinde hafif soguk ruzgarlar hissedebiliyordum. Hain köşeler biz mücadele ederken o bizi sırtımızdan vurmuş gibi soguk rüzgarları içeriye girmesine izin vermişlerdi. Soguk ruzgarlar git gide kapıya dayanıyorlardı bir an önce teslim olmamızı istiyorlardı. Odaya giripte önce sobanın ısısını düşürecek sonrada benim köhne battaniyenin altında sabaha kadar tir tir titrememi izleyeceklerdi. Gece uzundu sabaha daha epey vardı. Nöbetleşe direnmek gerekirdi. Soba adeta bana sen şimdilik uyu dercesine yanan odun citirtilarinin sesini duyuruyordu. Sıcaklıktan olsa gerek mayışmaya başlamıştım uyumak istiyordum beynimin derinliklerinde yasiyan güzel bayanı düşünerek el ele yemyeşil tazelik kokan çiçek bahçelerinde yürümek istiyordum ona gönlümden şiirler okuyarak mukaddes kalbine seslenip ;
– Senin gibi güzel bir bayanla tanışma şansı verdiğin icin Tanrı’ya minnettarım .
diyip ellerini sıkıca tutarak ona olan güvenimi göstermek istiyordum. Onu düşünmek bile kalbimi coşturmaya yetiyordu. Birden gözlerim uyumak istercesine göz kapaklarımı ağırlaştırıyordu. Süngerden yapılmış minderin üzerine yığılıverdim. Biraz sonra tekrar uyanıp mücadele eden sobanın gorevini almak üzere gözlerimi kapattım.
Sabah 5 gibi müezzinin tiz sesiyle uyaniverdim. Aman Allah’ım ! Neler olmustu burada ? Odayı soğuk ruzgarlar istila etmişti. Nasıl olur bu ? Diye düşünmeye karar vermişken yiğitçe savaşan kahraman sobama ilişti gözlerim büyük bir hüzün sardi bedenimi. Sobam ruzgarlarla savaşırken can vermişti bedenini soguk ruzgarlara teslim etmişti. Dokunduğum zaman eski sıcaklığını hissedemiyordum. Acı ve hüzün karışımı bir ses tonuyla kahraman yoldaşıma ;
– “Neden beni tek basına bırakıp gittin”diye haykırdım.
Soguk ruzgarlar kapitalizmin köklü sistemleri gibi odanın her yerine yayılmıştı. Bana teslim olmam icin soğukluğu adeta yüzüme yüzüme vuruyordu.
Şimdi ne yapacağım diye isyan ederken birden aklıma battaniye geldi. Köhne battaniyemi üstüme atarak ruzgarlara karşı teslim olmamak için direnecektim. Zaman geçtikçe soguk ruzgarlar barbar isgalci güçler gibi her yeri yagmaliyorlardi. Burnumun dibine kadar gelmiş yastığımı bile işgal etmislerdi. Kösede duran beyaz havlu çoktan dusmanin ahlaksizligina boyun eğmişti. Can yoldaşım sobam canını verirken yanında olmadığım icin büyük üzüntü duyuyordum. Yoksa benimde mi sonum sobam gibi olacaktı. Savasta böyle şeyler düşünmemem gerekir. Sıcak günlerin geleceğine inanarak teslim olmadan savaşmayı düşünmeliydim. Tir tir titreyen bedenim teslim olmamı istese de battaniyemin altında direnirken. Soğuk ruzgarlara göğüs geriyordum sabah saat altıyı çalarken birden doğudan büyük kurtarıcı Tanrı misali gelen güneş benim sesimi duymuş gibi ışınlarını soguk ruzgarlara karşı savurmaya başladı soguk ruzgarlar korkudan nereye saklanacakları bilmeyerek bir o yana bir bu yana kaçışmaya başladılar bazıları direnmeden teslim olmuslardi bile soguk ruzgarlar isgal ettikleri topraklardan cekilircesine geride hiç birşey bırakmayarak her şeyi yok edip kaçtılar. Geride ölü bir soba ve zafere inanarak acı çeken üzüntülü bir direnişçiyi bırakıp gittiler.

  • Okunma
  • 24 Mayıs 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    BedirhanElmascan

    @bedirhanelmascan