Bir Kadının Günlüğü

Geçer sandığım acılar geçmediler. Bir de o da yetmezmiş gibi izi kaldı. Ben yaralıyım, dedim o sararım dedi. Ama ben bir kere değil çok fazla parçaya ayrıldım. Artık toparlanamazdım. Belki de her şey benim suçumdu. Ama ben sadece fazla sevdim. Şu dünyaya geldiğimden beri ne kötü şey yaşadıysam insanlara fazla güvendiğim için başıma geldi. Olsun ben yine de hayattayım diyebiliyordum. Ta ki o güne kadar.
***
Her şey aslında, olaylar zinciri halinde gerçekleşmişti. Ona aşık olmuştum. Onun da bana olduğunu zannetmiştim, ama yanılmışım. Onu kendimden bile sakınırken beni aldattığını öğrenmiştim. Affedebileceğimi düşünürken kanser hastası olduğumu öğrendim. Ve benim onu affetmem için yalvaran adam, bir hata yaptığını söyleyen adam. Ne aşk ama dimi. Üzdükten sonra özür dilemekte neyin nesi? Her neyse artık benim kanser olduğumu öğrendikten sonra iyice beni bırakmıştı. Düşünebiliyor musunuz? Sevdiğim adamdan ayrılmak ben istedim. Çünkü kendimi bir aptal gibi hissediyordum. Gözlerime baka baka bana her gün yalan söylemesini kaldıramıyordum. Sonra beni tamamen terk etti. Hastalığımda ilerleme göstereceğime gerileme gösterdim. Yavaş yavaş herkesi hayatımdan kaybediyordum. Annem ve babamı uğruna bıraktığım adam da beni bırakmıştı. Annemi bir kaç defa aradım, telefonlarımı açmadı bile. Gerçi açsa ne diyecektim? Anne evet haklı çıktın. Beni sevmiyormuş, kandırmış beni. Yine aptallık ettim ve yine beni kolaylıkla kandırdılar. Anne açsaydın bunları söylemezdim. Anne, ben yoruldum, beni çok kırdılar. Kimse beni dinlemedi anne. O kadar canım yanıyor ki yüreğim yangın yeri. Bana hiç bir zaman diğer çocuklarına davrandığın gibi davranmadın, aptal bir mahlukat gibi davrandın. Belki bundandır içimde dindiremediğim acım. Seni suçlamıyorum. Konuşacak çok şeyim var ama kelimeler çıkmıyor ağzımdan. Kimse demedi anne. Kimse demedi nasıl dayanıyorsun demedi? Ama sen anca yargıla, kız bağır, çağır. Anne olsaydım, kesinlikle senin gibi olmazdım. Beni öyle bir şeye çevirmek istedin ki sen. Acımasız, sadece statü sahibi ve kalpsiz olmamı istedin. Ama olmadım anne. Olamadım. Çünkü ben her şeye rağmen sevdim. Mesela yağmurun altında delicesine ıslandım, şemsiye olmadan anne. Yere düştüm kendim kalktım. Çiçekten taç yaptım, kafama taktım. Anne ben aldatılmış olmama rağmen sevdim. Sen hiç karşılıksız bir canlıyı sevdin mi? Hayır. Neyse ben o dönüştürmeye çalıştığın canavar olmayacağım. Belki de en güzel günümde yanımda bir gün olsaydın seni affederdim anne. Tereddütsüz ama artık dayanacak gücüm kalmadı. Küçükken hep sorardım, niye tüm anlattığın hikayelerde kötüler kazanıyor? Diye, şimdi anladım anne çünkü bu dünya iyilerin dünyası değil kötülerin dünyası. Peki baba sen, sana duyduğum sevginin haddi hesabı yoktu. Gerçi değişen pek bir şey olmadı. Herkesi affederim. Annemi bile, ama seni affetsem bile eskisi gibi olamaz. Çünkü annemden beni o gün bırakmasını beklerdim. Ama sen benim canımdan öte sevdiğim tek varlıktın. O gün bana bir bakışın vardı. “Artık benim senin gibi bir kızım yok. Git evlen ama bu kapı artık sana kapalı. ” Bu sözleri söylerken kalbinden bir şey kopmadı mı? Çünkü benim yirmi üç senem kopup gitti. Ölümün kıyısında boğuşmak böyle bir şeymiş. Ben ölüyormuşum çok ömrüm kalmamış falan filan önemli olan bu değil. Çünkü ölümden korkmayacak kadar büyüdüm. Korkmuyorum, çünkü kaybedecek bir şeyim yok. Sadece dünyayı gezmeden öleceğim ve en acısı da ölmeden önce yapılacaklar listemdekilerin dolu olması. Ama vaktim yok. Oysaki ajandam da yazan yazı artık beni bağlamayacak hale geldi. Şöyle yazıyordu. “Düşün ki bir saatlik ömrün kaldı. Ve o ölmeden önce yapılacaklar listen dolu. Ve sen sürekli başkaları için bir şey yapan sen kendin için bir şeyler yapardın. O yüzden her an ölebilecekmişiz gibi anı yaşamalıyız. Çünkü buradan bir kere benim gibi ya da senin gibi birileri geçecek. Gelecekte gelecek kişilere cesaretiniz ve korkusuzluğunuzla ilham verin. Çünkü herkesin anı yaşamaya ihtiyacı var. Şunu yaparsam insanlar ne der deme, ben bunu yaptım eğer bu yol kötü ise de bundan ders çıkardım de Hayat pes edecek kadar uzun değil. Ama birine “ seni seviyorum. ” Demek için hala daha geç değil git ve söyle. Son bir saat bir daha bu dünyaya istesen de gelemeyeceksin. Ona git ve onu ne kadar sevdiğini söyle. Hala vaktin var. Bu ona son sarılışın, son öpüşün ve koklayışın olabilir. Hadi git ve sarıl o kişiye doyasıya sarıl ve kokusunu içine çek çünkü bunu bir daha yapamayabilirsin. ”
***

  • Okunma
  • 2 Mayıs 2020
  • Mektup
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • Ebru samira aydoğdu

    @ebrusamiraay

    2 Mayıs 2020 / 22:31

    Yüreğinize ve kaleminize sağlık efendim. Çok güzel 😊

    2 Mayıs 2020 / 22:31

    Çok teşekkür ederim.❤

    2 Mayıs 2020 / 22:37

    Elinize Emeğinize Sağlık 🌷💦

    3 Mayıs 2020 / 02:57

    gercek yaşantilar mi ?