Bu Gece

Belki bu gece başka bir başkaldırıdır olup bitenlere. Dünya namına ne varsa yüreğimizde ona karşı kılıçların çekildiği, atların hazırlandığı gece. Dünyaya çevrilen yüzlerimize birer tokat galiba bu gece. Sinen zihin seslerimizin o uyuşuk hallerine birer darbe ya da oturduğu yerden bekleyen gafil nefislerimize birer cımbız bu gece. Yengeç ile yelkovan arasında kalan insanın artık üst perdelere geçebildiği gece, bu gece. Göklere mermilerin saçıldığı ve yine göklerden yere mermilerin geldiği gece, işte bu mübarek gece. Gelecek haftaların hayallerinde boğulan insanı şimdiye çeken gece bu gece. Yarınından haberi olmayan insana, saniyelerin saniyesini tutmayı öğreten ve her saniyenin içerisinde gök yüzüne mermilerini dizdiren gece. İnsanı çukur kokularından çıkarıp lavanta esintisine bıraktıran, esintiler içerisinde yerlerin kokuşuk hallerinden kurtulmayı sağlayan gece. Boğuk telaşların şeffaf kaplara dökülmekle övüldükleri ve her defasında, her bu gece olduğunda o kabın içerisinden dışarıya doğru haykırdıkları gece, bu gece. Kabın uç kenarlarına tutunarak, ”öleceksin ulan beyhude, ne kadar çabalarsan çabala, ne kadar kaçarsan kaç öleceksin” deyiverdikten sonra hız kesmeden, ”peki ölünce ne yapacaksın? Düşünmez misin ulan beyhude? Düşünmemek kaygıyı azaltıyor değil mi? Varmadığın karanlık odaları yok saymak kurtarıyor seni, gitmediğin limanların insanları yok biliniyor, bilinmekle kalınmayıp hiçe sayılıyor değil mi? Değil beyhude değil” Ve sözcüklerin seçildiği gece bu gece, görünen iklimlerin yok olmaya seğirtip başka baharların hatta 700 lü yılların iklimlerinin yeniden estiği gece bu gece. Bu gece var ya bu gece, en değerlinin gönül kapılarına yerleştiği gece.

  • Okunma
  • 20 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Ibrahim-Karci

    @ibrahim-karci