Çocuk Gelin

Yandan iki örgü olan sarı saçları ve masmavi gözleriyle bir çiçek gibiydi çocuk gelin.

Gelin oldu fakat; çocuk kalamadı.

Aldılar elinden umutlarını,
Çaldılar yarınlarını.
Soldurdular annesinin tek çiçeğini.

Bir gün öğretmeni sorduğunda cevap vermişti çocuk gelin.
“Bende öğretmen olmak istiyorum. ” demişti “büyüyünce ne olmak istiyorsun?” Sorusuna karşılık.

Büyümesine izin vermeden gelin etmişlerdi çocuk gelini.
Annesi perişan, babası para kurbanı olmuştu.

Arkadaşları oyun oynamaya çağırmıştı çocuk gelini.

Gözlerindeki hüzün ile açtı çalınan kapıyı.
İçindeki umut gitmiş, yarınları elinden alınmış bir şekilde cevap verdi arkadaşlarına.

“Ben artık gelemem ki ” diyebildi yutkunarak.

“Neden ? ” diye sormuştu arkadaşları.

Tekrardan bir cevap verememişti çocuk gelin öylece dalıp gitmişti kuşlarına bakarak.

Birkaç kuruşa kızını feda eden baba, sinirle öfkeyle kapatmıştı kapıyı.

Sanki kapanan tek kapı değildi.
Çocuk gelinin dünyası, çocukluğu, mutluluğu da kapanmıştı o kapı ile birlikte.

Boynunu bükmüş, yapacağı bir şeyin olmadığını düşünerek açılacak yeni kapıyı kabullenmişti çocuk gelin.

İşte çalınmıştı yeni hayatın kapısı.
Açılan kapıda, babasından bir tane daha görüyordu çocuk gelin.
Yüzünde bir acı, bedenindeki titreme ile başını bir sağa bir sola sallasada gidemiyordu bir adım öteye.

Önce Allah’a sonra annesinin kollarına sığındı çocuk gelin.
Çok geçmeden o sığınağı da aldılar elinden.
Ayırdılar bir yavruyu annesinden.

Yürüyemiyordu acılı anne.
Senelerce tutsak edilmişti bir tekerlekli sandalyeye.
Ayağa kalkabilmek için tek umudu kızıydı.
Şimdi onu da almışlardı elinden.
Artık onunda yarınları yok,
Artık onunda kuracak hayalleri yoktu.
Yürüyerek atamadığı adımları,
Yüreğiyle koşarak atmıştı kızına doğru.

Babasının gözlerinin içine ilk defa bakıyordu çocuk gelinin gözleri.
Yalvarıyordu o gözler
“Bırakma beni baba” diyordu.

Babası başını çevirmişti kızından.
Ama çevrilen tek başı olmamıştı.
Yüreğini, kalbini, merhametini de çevirmişti çoktan.

Hiç tanımadığı bir adamın elinden tutup çekiştirmesi ile gidiyordu çocuk gelin.

Ayakkabısının bağı çekiştirilmişti şimdide.
Her sabah süt içirdiği kedileriydi çekiştiren.
Onlarda anlamıştı sanki bir daha geri dönemeyeceğini.

Birden güvercinleri kapattı kapısının önünü.
Çaresizdi çocuk gelin.
Güvercinlerinden de yardım istedi.

Ah çocuk gelin..
Kalbin çocuk,
Aklın çocuk
Yüreğin hâlâ çocuk senin.

İnsanların kırdığı kalbini,
Kuşların kedilerin tamir etmeye çalışıyordu sanki.

İzin vermediler daha fazla çocuk geline.
Zamanı bile onun değildi ki artık.
O gidince her şey gitti sanki birden.
O gidince oyuncakları da öksüz kaldı.

Ah çocuk gelin..
Sen şimdi gelin oldun ama çocuk kalamadın.

Son Düzenleme: 1 Mayıs 2020 / 17:50
  • Okunma
  • 17 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Gizem

    @karabeygiizem