Dar Çerçeve

Nice büyük ozanlar, yazarlar geçti bu dünyadan. Her biri, birer gonul iklimi oluşturdu gecelerimize. Söyleyemediğimiz duygularımızı, anlatamadığımız olayları dünyaya duyurdular. Peki, o yazarların farkı neydi bizden? Bu soru söyle bir kenarda dursun. Cevabı devamında gizli de fark edebilir misiniz bilmiyorum.
İlham kaynağı, herkesin dile getirdiği yazıya başlangıç aşamasıdır. Bir rüzgarın esmesi, yaprağın süzülmesi, yağmur damlaları, kar tanesi yahut karanlık, sessizlik… Duygu olarak insanı dağın zirvesine çıkaran daha bir çok etkileşim hepsi ilham verir insana. Bu doğru olmasına doğru da yeterli midir? Kesinlikle hayır, bu konuda asla taviz vermem.
Yazmak için daha başka bir şey lazım. Milyonlarca yürek yansımasını barındıran, herkesin kendini bulduğu bir şeyler. Ne mi lazım? Buraya kadar geldiysen yaptığın eylemi düşün. Haklı olduğumu sen de biliyorsun.
Biz insanlar -tırnak içerisinde söylüyorum- ” OKUNMA ISTEĞI”nin önüne geçemiyoruz. Doğru okudunuz, okuma isteği değil “Okunma İsteği. ” Büyük bir bencillik sonucu dünyaya gelen insanoğlu(Haşa, yaratılma kısmını kastetmiyorum. Erkek ve kadının derin arzuları sonucu oluşma. ) Her şeyi en iyi kendisinin yaptığını düşünür ve takdir edilmek ister. Başkalarını okuyup, onları takdir etmek ise ya fayda sağlamak içindir( Saf Çıkarcı Anlayış) ya da bu olgunluğa erişmiş, sayısı yüzler ile ifade edilen düşünce zengini insanlar tarafından yapılan bir eylemdir. Sözüm meclisten dışarı. Kimseyi hedef alarak yazmadım, kendimi hedef olarak yazdım. Tabi, istisnalar kaideyi bozmaz. Beni kastediyor deyişinizi duyuyorum.
Bu kısma kadar geldiysen bende büyük bir istek uyandırmayı başardın. Vesselâm…

  • Okunma
  • 23 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Lokman Özdemir

    @lokman56