Deniz ve Gök

Uzağa bakmaya lüzum yok, kıtalar aşıp aşk aramak akıl kârı değil. Gözlerin önünde gözleri kamaştıran böylesi bir aşk varken başka yere müracaat etmek ve hatta aşka inanmamak kalbin deliliğinden başka bir şey olamaz! Kalp ve delilik… Nasıl olur? Ancak sevme kabiliyetini yitiren kalp delirir ve böyle çıkar başka yere müracaat ve inanmamak eylemi. Kalp sevgi ile hemhal olsaydı böylesi aşkı görmemesi mümkün olur muydu? Demek ki sevgisi kalbinde olanın aklı yerinde.

Deniz ve Gök… Aşkın tecelli ettiği iki maşuk, iki sevgili, iki can bir yürek, nefes ve suyun ana babası, hayatın olmazsa olmazı. Huzura vesile iki aşk parçası, yan yana bir tam aşk.

Önce sessizlik ve zifiri… Beklemek gerek. Beklemek emek. Gün geliyor ânâ, doğuma. Bu durum sevda nurunun habercisi. Birazdan belirir göğün kalbi güneş. Evvel denizin karanlığını alır katre katre ruhundan. Nur verir sevdasından, canından. Aşık olmak bunu gerektirir. Çünkü bilir gök. Nasılsa kendi, yâri deniz de öyledir. Üzülüp karalar örterse üstüne, deniz kasırgalar koparır simsiyah kesilir. Sevinip mavi tülbent çekerse başına, deniz ışıltısıyla masmavi gülümser göğe. Gözlerine çökerse grimsi buğu dertten sıkıntıdan, denize de puslu, kasvetli bi hal iner göremez yolunu. Maşukların hâli: “Sevmekten sıragelir. ” demek, indirgemek dile denk düşmez. Bu hâl olsa olsa hemhaldir o ise hemdem olmaktan gelir. Hem birdir ruh, can birdir, diridir ikisi tek olarak.

Vakit yürüyor bütün yorgunluğuyla. Zaman anbean sevdaya gebe. Göğün kalbi ağır ağır atarak adımları çıkıyor tepeye. Her adımında, deniz daha da ışıldıyor, maşukuna mukabele ediyor ruhundaki nurla. Sonra bir olandan bir söz dalga dalga vuruyor kıyıya:
” İçime geldin, içim oldu sen. Herkes yitti içimden bir diri sen. Eğer gidersen içimden. Ne ben döner geriye ne içimden yitip giden. ” Gök korktu, titredi tam içinden. Tam içinden: “Ne yapsam yada yapmasam kıymasam canımda yatan cana. Bile isteye kıymam ama ya bilmeden, bilemeden yitirirsem iç içe olduğum biri? Ne korkunç ölüm içte yitmek, hiç gelmemiş gibi bitmek son bulmak. ” diye geçirdi ürpererek. Tek kendi yitse katlanılır bu yitişe. Ama biriciği işin içinde, kendi içinde. Dayanılmaz bu yitişe, yitmek değmemeli bire. Çözüm aranmalı ve bulunca uygulanmalı. Gök yaşamın özünü düşündü ve bu özle yaşamı deveran ettiren mânâyı kavradı. Çözüm yayıldı nefes nefes her zerresine. “Sevgi”. Çözüm bulundu. Sıra uygulanmada. Gün diye atf edilen döngü sürdüğü müddetçe her koşul ve anda sevmek kalpten düşmeyecek. Gök bildi ve hissetti. Severse yitmek, yitirmek, yitirilmek mümkün değil.

Gün siyah elbisesiyle yaklaşırken arz ve arşa, göğün kalbi güneş kisve değiştirip bembeyaz ışıldayan ay oldu. Denize kendi içinde verdiği sözün gereğiydi. Her koşul ve anda sevmek kalpten düşmeyecekti. Bu beyazlık aşkın saf haliydi gönülden düşen. Gönlün bir parçasıydı karanlığı delen. Etraf ve eşraf çekilince inine, koca kainatta herkesten ayrı diri olan iki tek, can cana kaldılar. Bazen zorlaşıyordu şartlar. Ara sıra kısık kısık bakmak zorunda kalıyordu gözüne düşen perdelerden gök, yüzüne denizin. Deniz ne de nazlı salınıyordu öyle bir o yana bir bu yana. Sevmemek bu güzelliği, kalp işi değildi. Bir olmamak için kahretmemek kendini, kahrolunası bir şeydi. Her şeyi geçip gözlerinin kısıklığına aldırmadan bu son bakıştır belki korkusu ve tutkusuyla sımsıkı bakıyordu suretinin izini gözlerine çıkarırcasına. Ele geçen fırsat ve koşul kovalanmalı. Kalpte birikip dile taşmayan söz kalmamalı. Kalpten alıp dile sözü, denizin gönlüne ışık ışık değmesini umut ederek başladı. ” Bir devrim sevinci canımda varoluşun. Gülüşünün ardına saklanmış baharın güzelliği. Asla o gülüşün kadar güzel olamayacağını bildiği için seçmiş bu yolu. Seni anlatırken söyledi bunu bana. ” dedi eli kalbinde. Sözlerin tesiri ilk göze düşen perdelereydi. Açıldı perde, açıldı göz, açıldı kalp. Deniz sözlerin ışıltısından olsa gerek yüzünde belli belirsiz tebessüm ile birlikte birden göğsünde göğün kalbi belirdi. Bembeyaz bir silüet denizin benliğini sardı. Deniz birine değil bir’ine kördüğüm gibi daha da bağlandı. Düğüm kör belki fakat gönüller gördü bir kez birbirini, bir oldu. Bundan gayrı birbirlerinden başka herkese başkalar, körler.

Sessizlik ve zifiri anında yada gün siyah elbisesi ile yaklaşırken… Zamanın peşinden getirdiği koşul ve durumlar ne olursa olsun sevmekten doğan birlik oldukça dirlik daim kalacak elbet. Aşkı arayıpta bu aşkı görmeyene hayret edilip aşka inanmayanın kalbine sâlâ okuncak ilk fırsatta.

Deniz ve Gök… Aşkın tecelli ettiği iki maşuk, iki sevgili, iki can bir yürek, nefes ve suyun ana babası, hayatın olmazsa olmazı. Huzura vesile iki aşk parçası, yan yana bir tam aşk. Ne mutlu bu aşkı görüp hissedip hisse alana. Ne mutlu atan kalbinin farkına varana. Ne mutlu bize bu kalbi vereni bilene. Selam ve dua ile.

Allah’a emanet…

Aralık 2019

Son Düzenleme: 15 Nisan 2020 / 02:13
  • Okunma
  • 14 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Arif Karaca

    @arifkrc