Durmadan Yorulmadan

Kainata baktığımız zaman hiçbir şeyin tembel olmadığını, her şeyin hareket halinde olduğunu görebilmemiz mümkün. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan atomun elektronları dahi çekirdeğin etrafında sürekli hareket halinde… 

Yapılan araştırmalara göre: Eğer elektronlar dönüş hızında milimlik bir değişiklik gösterirse, dünyayı ve birçok gezegeni içine çekebilecek güçte bir karadelik oluşturabileceği düşünülüyor…

Suya baktığımız zaman eğer akmazsa, hereket etmezse; yosun tutar ve böylelikle kanserojen madde üreterek zararlı hale gelir.  

Yapraklar ise güneşten aldığı ışık ve enerji ile sürekli fotosentez halinde deveran ediyor. Bu sebeple de karbondioksit (CO2)’i, hidrojen (H)’ e çevirerek havayı temiz hale getiriyor.  

Yine diğer mahlukata baktığımız zaman; hayvanlar insanın ihtiyacını karşılayabilmek için hep bir çalışma halinde. Biri süt veriyor, diğeri bal, öbürü yumurta… Misal olarak arılar bir çay kaşığı kadar balı insanlara sunabilmek için yaklaşık olarak 6. 000 çiçekten öz alıyor, hiç durmadan çalışıyor, Allah Teala’nın ona verdiği hizmeti layıkıyla yapmaya çalışıyor.  

Bir küçücük çiçek, yaprak, arı, hatta göz ile görülemeyen atom dahi sürekli bir işleyiş içindeyse biz nasıl yan gelip yatabiliriz? Hele böyle ahir zamandayken… Allah, bize hizmet edecek milyarlarca canlı yarattı, sayısız nimetler veriyor. Bizden ise kendisine hakkıyla kul olmamızı, bizlere verilen, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma vazifemizi ve devrin akışından kendimizi mes’ul tutmamızı istiyor.  

Bu sebeple biz  Müslümanlar da sürekli çalışarak Allah Teala’nın verdiği vazifeleri yapmanın ve hakkıyla kul olmanın derdinde olmalıyız. Alem-i İslam’ın yararına olacak şekilde hiç durmadan çalışmalıyız. Bir işi bitirdiğimizde  hemen başka bir işe koyulup Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmalı ve hayırda aceleci davranmalıyız. Çünkü “vakit az, iş çok!” 

Kafirler; tarihimize, dinimize türlü iftiralar atmak için, biz Müslümanlar ın aklını bulandırmak için gece gündüz çalışırken, biz onlardan kat kat fazla çalışmalıyız. Çünkü:”İslam korkakların değil cesur, atılgan ve çalışkan Müslümanların omuzunda yükselecektir. (1)”

İlayı Kelimetulllah uğrunda çalışmalıyız, cesur olmalıyız. Allah’ın rızası uğurunda gerekirse canımızı dahi ortaya koymalıyız.  

Şunu da biliyoruz ki “Allah’ın vaadi sadece nüfus cüzdanında Müslüman yazanlara değildir. (2)” Hakkıyla kul olmadıktan, Allah’ın yasakladıklarını yaptıktan, istediklerini ise yapmadıktan ve Allah’ın rızası için çalışmadıktan sonra nüfus cüzdanımızda Müslüman yazması bizi kurtarmaz. Bizi ancak takvamız ve bu dünyada yaptığımız salih ameller kurtarır.  

Bu sebeple en başta Allah’a hakkıyla kul olabilmek için yılmadan, bıkmadan, korkmadan, çok çalışmalıyız.  

Çalışırken de kendimize güvenmeliyiz. Kendimizi kötü psikolojiye sokup batıni yöne bakarak kendi kendimizi korkutmamalıyız. Onların topu, tüfeği, parası varsa bizim de imanımız var. En önemlisi de bize şahdamarımuzdan daha yakın olan ve yegane kurtarıcımız Allah’ımız var.  

Eğer kendimize güvenimiz sarıldığında, korktuğumuzda, aklımıza Peygamberimiz (s. a. v. ) ve Hz. Ebubekir (r. a. )’ın, hicret ederken saklandıkları mağaranın kapısına müşrikler geldiğinde, Hz Ebubekir (r. a. ), telaşlanmıştı. Kendisi için değil, Peygamber Efendimiz için, Alem-i İslam için telaşlanmıştı. Peygamberimiz bu durumu görünce Hz. Ebubekir(r. a. )’a “Üzülme! Allah bizimle beraberdir. ” ayet-i kerimesini okuduğu ve Allah’ a nasıl teslimiyet gösterdikleri gelsin.  

O yüzden bizde kafirlerden korkmamalıyız. Allah’ın yardımı bizimle beraber olduğu sürece kimse bize bir şey yapamaz. Nasıl müşrikler, Müslümanların karşısına sayıca fazla çıktıkları halde, Müslümanlar Allah’ın yardımıyla galip geldilerse bizde hakiki bir Mü’min ve Allah’ a tam bağlı olmalıyız ki Allah, kafirlerin kalbine korku versin. M. Gazali bu konu hakkında şunlar söylüyor:

“Rabbinin desteğini hisseden bir insana kim zarar verebilir? Unutmayın ki su üzerinde yüzen yosunlar akıp giden bir gemiyi durduramaz.  

İşte o yosunlar batıldır, gemi ise mü’minlerdir. Biz sağlam bir gemi olursak, yosunlar bize zarar veremez. Biliyoruz ki Allah’ a tam bağlı kulsak, başaracağız. Bunun vaa’d ini

Allah Teâlâ ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: (üzülmeyin yese kap.   …) (eğer inanıyorsanız galip gelecek sizsiniz) 

Başka bir mesele de düşmanımızı iyi tanımak ve doğru yerde aramaktır. Düşmanı yanlış yerlerde aramamalı ve doğru hedefi vurmalıyız. Piyonlarla değil Şah ile mücadele etmeliyiz. O yüzden “İster mermi kullansın, ister oy pusulası: insan iyi nişan almalı kuklayı değil kuklacıyı vurmalı. ” İşte hedefi iyi bilmek için gerekirse düşmanımızı kendimizden daha iyi bilmeliyiz. Başka bir deyişle” Zamanın nemrudlarını iyi bilmeliyiz ki iyi bir İbrahim olalım. ”

Malesef devrimizde bunu bilmek gerçekten çok zor. Hedefimizi ve rotamızı şaşırmamız için üzerimize birden fazla oyunlar oynanıyor, engeller konuluyor. O yüzden çok dikkatli olmalıyız. Özellikle de aldığımız haberlerin doğruluğunu araştırarak karar vermeli ve her söylenilen muhatabı almamalıyız. Bu konu ile ilgili Malcom X’in bir sözü var ki tam uyarı niteliğinde” Eğer dikkatli olmazsanız, gazeteler mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar. ” 

Bu sebeple olaylar yalan yanlış türlü iftiralarla anlatan haber kanalı veya gazete kuruluşlarını doğrusunu yanlışında ayıklayıp, tam doğruya varıp yanlışlarıda susturmaya çalışarak, diğer insanların da doğru bilgiye ulaşmalarına yardımcı olmalı ve hakikati anlatmalıyız. Çünkü medya zamanımızda ki en büyük kozlardan bir tanesi. İnsanların istenilen şekilde yönlendirilmesini sağlayan bir tür silah…

Bu silahı yıllarca bizim üzerimizde uyguladılar. Yalan haberlerle, gazetelerle, kitaplarla bölmeye, bir bütün olmamamız için çalıştılar. Bazen mezhepleri kullandılar, bazen sağcılık-solculukla ötekileştirdiler. Bazen de hoca kılığına girmiş ajanlar ile birlikteliğimizi bozmaya çalıştılar ve maalesef ki başardılar. Dünya üzerinde yaklaşık 1. 5 milyar Müslüman var. Fakat bir bütün değiliz. Güçlü olmak için bir bütün olmamız gerekir. Necmeddin Erbakan, bir sözünde:    Eğer 1. 5 milyar Müslüman, 5 milyon İsrail için Ebabil kuşlarını bekliyorsa; Ebabil kuşları gelse İsraili değil bizi taşlar. ” ifadesini kullanıyor. Buradan da şunu anlıyoruz ki İsrail bizim yaklaşık 300’de 1’imiz kadar. Fakat biz bütün değiliz. Herkes bir tarafa savrulmuş: Kimi mala, kimi rahata, kimi kadına… Ama bir bütün olabilirsek, bir müslüma

İşte biz de bir bütün olmalıyız ki kuvvetli olalım. Peygamberimiz (s. a. v. ) şöyle buyuruyor: Mü’minler, birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar. ”

İşte bizde beraber ve bir bütün olmalıyız ki daha ğüçlü ve sağlam olabilelim. Sonucunda ise Allah’ ın yardımıyla yeniden kafirlerin oyunlarını başlarına çalalım, yeniden asr-ı saadet toplumunu inşa edelim.  

Rabbim hepimize birlik beraberlik  ve oyunlara kanmayan şuurlu müslümanlar dan eylesin… Amin 

NOT:Yazarın izni olmadan tamamı ya da bir bölümü kesinlikle paylaşılamaz.. !

Son Düzenleme: 9 Ağustos 2020 / 15:54
  • Okunma
  • 14 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1
    17 Nisan 2020 / 00:07

    Feraset sahibi olmak, hak nazarında o ‘muazzam kuvveti(İman Nûrunu)’ hikmetli bir hadiseye döndürür. Hakeza ne o mekân ne bu mekân; lâmekân olabilen şuurlu Müslümanların omuzlarında yükselecek bu kuvvet. Dua olsun bizlere de o derin feraseti nasip etsin Rabbim. İmân Nûruyla aydınlansın gönüllerimiz…🤲🌿

    Emeğinize sağlık çokça.

    17 Nisan 2020 / 02:55

    Mesele gönül bulabilmekte… Hazret’in mânidar ve oldukça düşündürücü kelâmlarından birisi. Gönül Allah’ın evi ise nice Cânlar bulunur. Hak sirayet ettirir, dokunuşlar gerçekleşir. Gönlü temiz tutmak, gönlü sâlihlere yol buldurur.
    Böyle bilir böyle eşlik ederiz ‘Yol’da.🍀🌙

      17 Nisan 2020 / 11:50

      Allah o yolda olabilmeyi ve sağlam durabilmeyi nasip eylesin.🌷

    17 Nisan 2020 / 11:53

    Âmin,inşâAllah…

    26 Mayıs 2020 / 16:37

    Çok teşekkür ederim 🌹