Gel Biraz

Önümüzde Schoeller 200 gr
van gogh suluboyalar
Habiko fırçalar
Hamur silgiler
Süngerler
Renklendirmeye hayıflandığımız
Dersleri özlüyorum…
Okul yollarını
O yollarda dinlediğim sagopa şarkılarını
Teneffüslerde okuduğum kitapları
Boş derslerde yazdığım hikayeleri
Ve her ders çizmeye üşenmediğim karalamalari…
O zamanlar çatı katına çıkardım yangın merdiveni boşluğundan. kiremitlere oturup gökyüzünü izlerdim bu defa düş sokağı sakinlerini dinler havayı koklardım.
Bulutları yüreğimde, güneşi zihnimde, zihnimi boşlukta hissederdim ayaklarımı derinliğe sallar ve yine bunalırdım sonra derse koşardım…
Sürekli birşeyler saçmalardım, sürekli düşünürdüm…
O zamanda derse geç kalırdım çünkü hiç uyuyamazdım çoğu hoca madde bağımlısı olduğumu düşünürdü oysa ben oksijenle kafayı buluyordum!
Niyeyse hep bir yafta yemek zorundayız gibiydi ozamanlar;
gerçi hala değişmedi bu önyargılar…
Kaldırım taşlarını sayardım.
Yaşayarak ölüyor;
Ölerek yaşıyordum!
Ve bundan keyif alıyordum.
O zamanlar;
Melankoli prensesi diyorlardı
İlham perisi,
Peripatos diyorlardı
Mevlana diyorlardı
Y. emre diyorlardı
Garip diyorlardı
Deli diyorlardı
Dali diyorlardı
Haniball diyorlardı
Yürüyen Canon diyorlardı
Değişik! diyorlardı
O zaman ne çok şey diyorlardı…
“Yeşil kristal senin diyorlardı”
-Ben beyaz’ı isterim!diyordum.
O zamanlar zaman hızlı geçiyor diyordum
Hala zaman hızlı geçiyor diyorum.
O zaman ile bu zamana denk değişen bir çok şey oldu. Değiştirilemeyen tek gerçeğin varlığım olduğu ile yüzleştikten sonra ve aradığım tek bir nesnenin veya keyifin artık oralarda olmadığını anladığım zaman olabildiğince uzaklaştım ve hatta kaçtım ” O “zamanlardan!
Al sana zaman, O zaman!
Nan nan na na naaaa
Nan nan na na naaaa
Live is life
you all get the best.  

Öperim.

Tansu Uçar

  • Okunma
  • 19 Nisan 2020
  • Günlük
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Tansu Uçar

    @ucartansu