Görünmeyen Dünya

Saat gün doğumuna uyanmak üzere
Ve ben hala uykusuzum.
Kaçımız hala ayakta birini düşünüyor,
Hangimiz şu an kendini sokak ortasında
Bir çocuğun yerine koyuyor.
Hiçbiriniz düşündü mü sabahın köründe
Evine ekmek götürebilmek için yola koyulan
Bir elinde kazma diğer elinde,
Dert küreğini omzunun üstünde taşıyan yaşlı amcayı.
Yahut sığınacak bir barınağı olmayan
Ayağı caniler tarafından ezilmiş bir sokak köpeğini.
Kendinizi onlar yerine koyup şükrettiniz mi?
Sığınabileceğiniz bir eviniz olduğuna.

Onu saracak bir babası olmayan,
Bir yetimi gördüğünüzde kaçınız babanıza sarıldınız
Hemen ardından uzaktaysa telefona koştunuz,
Sesini bir kere daha duyabilmek için,
Vakit geç olmadan yaşam dediğin bu belirsiz yolda.
Kaçınız sokakta annesine sarılırken
Ağlayan bir küçük çocuk gibi annesini aradı.
Anne yokluğunun vermiş olduğu burukluğu
Hanginizin gözlerinin önünden geçti,
Geceleyin uykusunda anne sesiyle hırpalanan
Kaç çocuğa sarıldınız.
Oysa ki;
Sorsaydılar hepiniz yufka yürekli insancıklardınız.
Elinizde bir demet gülle bekliyor olurdunuz,
Ses tonunuz iyice hıçkırıklanmış,
Gözleriniz her zamankinden daha kırmızı
Ve daha nemli,
Ellerinizde sabır taşını çatlatacak bir güç bulurdunuz.
Oysa ki; sorsaydılar size
Nefretten sevgi, öfkeden umut harmanlayacak
Beden bulacaklarını söylerdiniz karşınızda.
Attığını tutacak, dediğini yapacak kederli bedenler.
Sizi görenlerin içi geçmeliydi
Ama sadece iç geçirdiler..

  • Okunma
  • 18 Nisan 2020
  • Şiir
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 4

    Lokman Özdemir

    @lokman56