Iki Dirhem Bir Çekirdek

İki dirhem bir çekirdek idi
Kıyısında oturup soluklandığımız yaşam.
Durgun bir su, kaygısız bir akşam
Sefası yerinde birkaç serçe kuşu
Hayal ormanında gerçeğin susuşu

Hayatın yankılanan yalnızlığı,
Akıp giden sevinçli bir su idi
Bakışlarımızın yeni gelin heyecanında.
Uzak nehirlere güle oynaya yağmurlar yağıyordu.
Ellerimizin arasından doğuyordu her gökyüzü sabahı
Alnından öptüğümde güneş doğuyordu
Bütün karanlıkların üzerine.
Yaprak açıyordu ilkyaz çiçekleri
Birbirimize seslenirken sesimizin bahçesinde.
Sarıldığımızda mavi yağmurlar yağıyordu şehrimize
Ve kaldırımlar biz yürürken dans eden esrik bir gülümsemeydi.
Sanki elest bezminden kalan yürüyüşümüzü gerçekleştiriyorduk
Lavanta kokulu sokaklarda.
Şehrin en güzel mucizesiydi ruhumuzdaki bu çocuksu sevinç
Mavilere banıp çıkardığımız bir gökyüzü bulutuydu
Yüreğimizde çırpınıp duran bu sevda.

Beni seviyordun, seni seviyordum, bizi seviyorduk.
Sevmenin ötesinde bir aşk haliydi bu.
Ruhlarımızın parmak uçlarımızdan gövdelerimizde çiçeklenmesi gibi.
Sonsuz, güzel bir sevdaydı bu, biliyorduk.
Bir Zümrüdü Anka kanadına yazılmış bir efsaneydik
Uçtuk, uçtuk, uçtuk.
Biz aslında hiç yoktuk, öyle vardık ki…

  • Okunma
  • 14 Mayıs 2020
  • Şiir
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Ergün Güngör

    @ergungr