Jön Türkler Kimdir?

Osmanlı’nın güçlenmesi veya yıkılması için birtakım hareketlenmelerin başladığı dönemde, ortaya çıkan Jön Türkler, ilk başlarda muhalif sonradan ise iktidar gücü olan laik ve meşrutiyetçi kişilerdir.

Jön Türkler, 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu’nda dönemin padişahı II. Abdülhamid’i hedef almıştır. Jön Türkler, her ne kadar İmparatorluğun içinde bulunduğu kötü durumu, düzeltme gayesinde olduklarını belirtmişlerse de kendi aralarındaki fikir birliğini tam olarak kuramadıkları için bu gayelerinde başarılı olamamışlardır. Milliyetçilikten ziyade Osmanlıcılık kavramını savunmuş ve azınlık hakları üzerinde çalışmalarda bulunmuşlardır. Yeni Osmanlılar” ve “Genç Türkler” de denilen bu grup mensupları, Avrupalıların onlara verdikleri Fransızca “Jeunes Turcs” adıyla meşhur olmuşlardır. Bu tabir, genel olarak o yıllarda Avrupa’da politika, fikir ve edebiyat konularında aşırılık taraftarı gençleri ifade etmiştir.
Aydın bir toplumun önüne koyduğunuz engellerde, eğer o engelin arkasındaki olgunun ne ile sonuçlanacağını belirtmezseniz, engelsiz kaldığınızda o aydın kesimi kaybetmenize hatta kendinize muhalif bir toplum oluşmasına neden olacaktır.

Bizde Avrupalılaşma veya Batılılaşma hareketleri Abdülaziz döneminde ‘Genç Osmanlılar’ ile ve peşinden Abdülhamid döneminde İttihat ve Terakki ile devam etmiştir. Nitekim bu Batılılaşma hareketlerine sırf padişaha muhalif olmak için katılanlar da vardı. Mehmet Akif Ersoy, ‘’Tek dişi kalmış canavar’’ olarak nitelediği Batı toplumuna, içeresinde bulunduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti nedeniyle ittifak halinde olmuş ve bu akan sele o da engel olamamıştır.
Neticede Abdülhamid’i düşürmeye karar veren İttihat ve Terakki’yi, başlangıçta Tıbbıyeliler kurdu. Makedonyalı İbrahim Temo, Arapkirli Abdullah Cevdet, Diyarbakırlı İshak Sükuti, Kafkasyalı Mehmed Reşid ve Bakü’lü Hüseyinzâde Ali, Konyalı Hikmet Emin ve İsmail İbrahim isimli kurucuları vardır. Cemiyetin ilk ismi ‘İttihad-ı Osmani’ dir.

Abdullah Cevdet için bir parantez açmalı ki, kendisi meşhur din düşmanıdır. Dr. Duzi’nin ‘İslamiyet Tarihi’ isimli küfür eserini tercüme ederek birkaç bedbahtın intihar etmesine sebep olmuştur. Bu cemiyetin esasında her üyesi, yıllarca devam ettirdiği ‘‘İçtihat’’ isimli mecmuada yalnız İslam düşmanlığı yapmış ve pozitivizm(müspet akılcılık) mesleğine bağlılardır.

Bizlerin asıl vurgulaması gereken ve üzerinde uzun uzun düşünmemizi gerektirecek olan konu şudur: ‘’Ya hürriyet, ya ölüm!’’ nârâları…

Bir düşünelim, eğer bir dikta rejim olsaydı, o partiyi kuran ve muhalif olan her topluluk asılırdı. Demek ki dikta rejim söz konusu değil. Peki bu hürriyet hangi hürriyet öyleyse? Avrupa ve Batılılaşma serumunun enjekte edilmesiyle değişen bir toplum olan Jön Türkler, daha fazla değişmek ve asıl soylarından utanmaya başladıklarından hürriyet nârâları atıyorlardı. Nitekim bu virüs tüm ülkeye yayıldığında kendileriyle aynı düşünen ve farklı bir rejimi ortaya koyan bir lider arıyorlardı…

Unutulmamalıdır ki, bir ağaç gibidir insan, köklerinden ne aldıysa o kadar güçlüdür. Dallarda değişme olabilir ancak kökten geleni asla unutmaması gerekir.
Şimdi zannetmeyelim ki son buldu bu Jön Türkler, asıl şimdi daha güçlü geliyorlar. Çünkü önceden arkalarına aldıkları tek bir ülke vardı:Fransa. Şimdi ise Türk-İslam devletini istemeyen herkes! Bakın sadece ülke demiyorum. Şimdi taraflara ve arkasındakilere iyi bakın ve tercihinizi yapın.

Nasıl yani onlar Türk değil mi? Diyenleriniz olacaktır. Onlara cevabım şudur:

Bizler bin yıllık tarihimizde, ilk Türklerde, vatanına zarar edeni öldürürdük. Türk-İslam devletiyken affetmezdik asla. Şimdi ise hiçbir şey yapamıyoruz. Çünkü ‘vatandaş’ dediğimiz olgu öyle basit bir olgu değildir!

Nasıl mı zararcı oldular?

Türkiye’nin karşısında olacağı ne varsa orada oldular. İslamiyet’e gerici dediler. Devlet çalışanı oldular makamlarını beğenmediler. Öğrenci oldular kurumu beğenmediler. Şunu beğenmediler, onu beğenmediler… daha yüzlerce örneğiyle devam ettirebiliriz. Onlar Amerika’yı, İsrail’i, İngiltere’yi üstün tuttular. İlimde gelişemeyiz dediler Devrim Arabaları’na izin vermediler. Uçak yapamayız dediler. Bir sağdan bir soldan dediler toplumun okumasına, eleştirmesine izin vermediler. Şimdi soruyorum bu insanlara nasıl katılalım? Nasıl ülkemizin gelişmesine izin vermeyelim?

  • Okunma
  • 15 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Murat Şah

    @1sah

    15 Mayıs 2020 / 14:42

    👏Bugün bize düşen bunun acısını çıkara çıkara Islâm ‘ı yaşamak.Çok güzel bir yazıydı kaleminize kuvvet

      15 Mayıs 2020 / 14:58

      Elhamdulillah☝️Takdirlerinize teşekkürlerimle..

    25 Haziran 2020 / 17:37

    Öncellikle ellerinize sağlık millet, milli, milliyet ve milliyetçilik kelimelerini iyice bilmemiz lazım çünkü Osmanlıcılık da aynı zamanda milliyetçiliktir. Örneğin Osmanlı’da yaşayan Yahudiler vardır bu insanlar Osmanlı milletinin Yahudileridir veya İngiiltere’de yaşayan Yahudiler İngiliz milletinin Yahudileridir yani sadece Türkçülük milliyetçilik değil Osmanlıcılık da milliyetçiliktir. Milli ulusal, millet ulus demektir. Ulus bölücülük yapmaz birleştirir halkın belirli kesimlerini “azınlık” yapmaz toplumdan sayar.
    O dönemde insanların kendi makamlarını sevmemesinin sebebi, Osmanlı İngilizler ile ticari anlaşma yapmış ve İngiliz tüccarları kendi ülkemizde sefa sürerken bizim milletimiz bozuk ekonomiyle büyük sefalette yaşadı. Padişahların yaptığı en büyük hata dış kapitülasyonlara izin vermesiydi ama olan oldu. Fransızları arkalarına almışlardı ama onları eğiten Fransız hocalar bizzat kendilerine söylemiştir parlementer rejimin ülkeyi birleştirmez bölecektir ve siz hain ilan edilebilirsiniz diyorlar. ABD İsrail ve İngiltere’yi üstün tutanlar bağımsızlık için İmparatorluğunu satan Arap kavimleridir Türkler daha çok Enver Paşa’nın Alman sempatisinden dolayı bölündü gene de güzel bir deneme çalışması olmuş eline koluna sağlık.

      26 Haziran 2020 / 07:05

      Yakında değineceğim konulardan biridir söyledikleriniz. Aynı zamanda takdirlerinize teşekkür ederim.