Kendi İçime Muhalefet

Çaldığım kapının açanı ben olduğumdan habersiz bir kapının önünde bekledim. Uzun bir bekleyiş, uzun bir gelmeyiş. Saliseler, saniyeleri kovalarken dakikalar saatlere yüklendi. Hayrete şayan misafirin kendi ömrüme dahil olmak isteyen bir ben olduğundan habersiz araladım kapıyı. Lalü ebkem kesilmeyiniz. Siz hiç kendi kendine konuşan görmediniz mi ? Mukayese edilebilir ise ben de ömrüme dahil olmak isteyen garip bir misafirim. Misafir ve ev sahibi. Ben ve yine ben. Küçük bir müsadeniz olur ise kendi hayatım üzerinde söz sahibi olmak istiyorum. Şikayetçi olduğum siz değilsiniz. Kapının nasıl kapatıldığını unutabiliyorum bazen. Ben hep o ani kapı sesinin kapatılışını yüzümde hisseden taraftım. Bilmiyorum ki o ses sizin ruhunuzda da bir ormanın derinliklerinden kimsenin tanımlayamadığı ıslık seslerine karışmış bir uğultuyu anımsatıyor mu ? Sahi kapılar kapatılınca siz de işitiyor musunuz ? Belki de hiç işitmediniz. Ne imrenilesi bir bahtiyarlık. Bende isterdim bazen hiç duyamamayı. Görememek ise hep korkutmuştur beni. Ziyan olmayayım diye dua ediyordum. Ziyan olmasak ya. Ben görmek istiyorum daha çok görmek. Gözümün sürûrûdur gökyüzü. Renklerin tonu hep cezbetmiştir. Gözlerime ait kederlerde var. Bir çocuğun bir yerlerde ağladığını görmek kamçılanır gözlerime yara gibi. Ama göreyim istiyorum. Göreyim ve bileyim. Bilmemek de yaralar zira beni. Bilmiyormuş gibi yapmak daha çok… Şahit olduklarımıza göz yummak mı diyorduk, ziyan edecek bizi. Terk ediyorduk benliğimizi. Bizi, bizdenliğimizi, bize mahsus hasletlerimizi… Elimizde kalan boşluklarımız ve bunalımlarımız. Belki bir çocuğun ahı düşmese idi yeryüzüne kürre-i arzın tebessüm ettiğine şahit olabilirdik. Siz de tebessümü insanlara atfedenlerden misiniz yoksa kainatın tebessümüne tanık oldunuz mu? Bir yetimin çehresi güldüğünde güllerin mevsiminde al alması gibi yavaş yavaş tebessüm ettiğine şahit olabilirsiniz. Kuşların şakıması da kendi aralarında tebessüm nidaları mıdır ? Velhasıl ben kendimi dağıtırım böyle kelimelerin, cümlelerin saçıldığı gibi. Toparlayamam da. Zerreler halinde dağılır da toplayıp bir cümle kuramam… Duyamamak dediğimi hatırlar gibiyim. Kimseler bilmeyecek ise söyleyebilirim. Nitekim böyle dikkatleri celb ediyorlardı. Ne söylenilmemesini istedik ise duyuldu. Neyi duymak istediysek bir şekilde susturuldu. Görmek mi evladır duymak mı diye düşünürken şükretmeyi unutan kalbime de ayrı bir dargınım. Bir şekilde anlaşılamamanın sancısıyla çekiliyorum. Af ola, terennüm edememenin…

  • Okunma
  • 1 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • An-ı Seyyale

    @birmuamma

    1 Mayıs 2020 / 22:01

    Kalemine sağlık 😊

      1 Mayıs 2020 / 22:03

      Teşekkür ederim, zâyi olan vaktiniz için kusura bakmayın. 🙂

    1 Mayıs 2020 / 22:18

    Ne zayisi efendim bana faydası dokundu vakti huzurla geçirilen zayi olur mu hiç ?

      1 Mayıs 2020 / 22:52

      Âla müstefid olduysanız 🙂 hayırlı ramazanlar 🌿