Konuşan Bebek

Rauf’un içi içine sığmıyordu daha önceden kendini hiç bu kadar heyecanlı ve sabırsız hissetmemisti. Haberi aldığı zaman kahvede oturmuş arkadaşları ile muhabbet ediyordu. Ona haberi getiren köyün meczubu memikti.
Rauf’un çocuğu olacaktı ve bu haberi alır almaz memik’in eline biraz para sıkıştırıp  bir hışım da evine varmıştı. Fakat o kadar heyecanlıydı ki haberi alır almaz haberin devamını dinlemeden evinde almıştı soluğu.
Evin de küçük kuzuların dan başka kimsecikler kalmamış ve Rauf sağı solu fıldır fıldır arıyordu. o sırada açık olan kapıdan Rauf’un peşinden memik : Rauf ağabey , ağabey yengem evde değil diye seslenerek haber veriyordu.
Rauf Eşinin ebe Hanife’ nin evinde olduğunu öğrendiği anda deli gibi o evin yolunu tuttu
Eve vardığı zaman evin önü kadın kalabalığı ile doluydu , içeriye girmek istese dahi onu içeri almadılar ve Rauf için meraklı, heyecanlı bekleyiş devam ediyordu, evin önünde bir o yana bir bu yana volta atarken içerden beklediği müjdeli haber gelmişti, Rauf koşaraktan içeri daldı ve çocuğunu yani oğlunu kucağına almıştı. Evet Rauf’un bir oğlu olmuştu dünyalar onundu ama o an sevinçten gözü ufak bir ayrıntıyı görmezden geldi. Çocuğunu kucağına alıp zıplatırken hop hop diye eşinin söyleyemediği gerçeği Ebe Hanife söylemişti: Rauf’un oğlu olmuştu ama engelli olarak Dünyaya gelmişti. Çocuğunun bir elinde 6 parmak olduğunu öğrenen Rauf olduğu yerde donup kalmıştı.   Ne kımıldıyor, ne söylenenlere bir karşılık veriyor adeta putlaşmış bir şekilde oğlu kucağında kala kalmıştı.

Rauf, kırıkçılar köyün de doğup büyümüş delikanlılık çağına gelene kadar köyde ki herkes ile iyi geçinir kimsenin  malına, mülküne namusuna göz dikmezmiş . ta ki babasını kaybedene kadar…
Babasını kaybettikten sonra, normal yaşamına dönmek için baya zaman geçti.   Dağlara çıkıp kendini inzivaya çekti. Günlerdir köye uğramadı ve  bir gün ansızın köye döndü.
Eski halinden eseri yoktu huysuz, aksi ve ağzından pek küfür olmayan biri olarak çıkıp geldi.
Köylü ondan zarar görmemek için her dediğine hı der, ne isterse yaparlardı ve bir zaman sonra Rauf çobanlar köyünün ağasının kızı ile evlendi.
Evlilik Raufa az  yaramıştı eskisi
gibi  kimseye pek satasmaz olmuş ve evinden pek seyrek çıkar olmuştu.
Mutlu mesut geçinip giderlerken köyde Rauf’un hakında dedikodular dolaşıyordu. evleneli epeyce zaman olmuştu daha çocuk haberi yoktu, bi dedikodular Rauf’un kulağına gider ve hemen her gün eşine kufreder ve döverdi. Onun o zamana kadar Allah ile pek işi olmamıştı.   En son dua ettiğini babası ile beraber  kandillere, vakit namazlarina gittiği zaman eder ve namaz kılardı.

Bir gün karısı dışarıda yemek yaparken odasına kapanıp dua etmeye başladı. Unuttuğu Rabbine çocuğu olsun diye dua ediyordu. Dua edişinden 2 ay sonra eşinden müjdeli haber geldi hacer kadın hamiley’di
Karısının hamile olduğunu öğrenen Rauf karısını el üstünde tutuyor ve bir dediğini ikiletmiyordu. ailece mutlulardı.

(2)
Çocuğunun 6 parmaklı oldugunu   öğrendiği anda donup kaldı olduğu yerde ve bir süre sesini çıkarmayan Rauf ansızın çözülmüş bir biz gibi kendine geldi. Çocuğunu ebe hanıma bırakıp arkasına bakmadan, deliler gibi ağlayarak koşmaya başladı, günler geçti eşi hacer, Rauf’tan haber alamadı.   Rauf ise babasını kaybettiği zamanlarda olduğu gibi kendini inzivaya çekmişti. Dağın tepesine  konmuş bir kuş gibi yaşıyordu.
Bir gece Rauf herzaman ki saatinden erken uykuya daldı. Ve Rüyasında engelli doğan çocuğunun konuştuğunu ve ona :Benim gerçek sahibim ve Babam “Allah’tır dediğini gördü ve duydu. Rüyanın ağırlığından olsa gerek yattığı yerden bir hışım ile uyandı ve kan ter  içinde kaldı.
Bu gördüğü Rüyada ne gibi bir hikmet vardı onu merak ediyor,   yeri eşeleyen bir tavuk gibi düşüne düşüne beynini eşeliyor ve  ne yapacağını karar vermek istiyordu.   Ve aklında bir fikir belirdi köye dönecekti. Rauf şimdiye kadar hiç bir şey’in böyle durduk yere olamayacağını düşünüp rüyasını da kendince yorumlayıp köyün yolunu tuttu.

Köye vardığı zaman her şey yerli yerinde her şey bıraktığı gibiydi.
Evine vardı kapısını çaldı kapıyı karısı Hacer açtı ve Rauf  karşısın da görünce dilini yutmuş gibi öylece kala kaldı. Rauf birden karısına sarıldı ve içeri geçtiler.
Rauf oğlunu gördü göz yaşlarını tutamadı. Çocuğun parmakları dışında her yeri normaldi ve oğluna bir sarılışı vardı sanki çocuğun kemiklerini kırarcasına
Rauf’un bu tavrı  karşısında karısı şaşkına dönmüştü. Çünkü çocuğunun engelli olduğunu öğrenip evini terk eden bir babaya söylenecek bir şey yoktu.
Karısına gördüğü Rüyayı anlattı karısı şok olmuş bir şekilde kocasını dinliyordu çünkü Hacer’inde ona anlatacakları  vardı.
Konuşmaya hacer başladığı zaman  pür dikkat eşini dinleyen Rauf hüngür hüngür ağlıyordu.
Çünkü: İsa bebek  gerçekten de Rauf’un rüyasında gördüğü gibi konuşmuştu. bu bir mucizeydi herkes için çünkü ufak bir bebeğin böyle konuşması  imkansızdı.
Gördüğü rüyadan ve öğrendiklerinden sonra Rauf  düzelmiş kendine gelmiş, ve mutlu bir şekilde yaşamaya devam ettiler.

Sevgili okuyucular: kendi adımızı unutsak dahi bizi yaratan, sayısız nimetler veren Rabbimizi unutmayalım. elimizden geldiği kadar onun varlığını hissederek yaşayalım ki bir hristiyandan, yahudiden farkımız olsun.

Not: En büyük engel insanların bedenlerin de ki fiziki özellikler değil,   kalbimizin sakat olmasıdır.

  • Okunma
  • 15 Nisan 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Hakan Yaz

    @tari