Köy

Canlı mavi olmasına rağmen yıllar geçtikçe boyası matlaşmış, kimi yerleri küf tutmuş kapı kulpu cılızlaşmış, parmak ucunla dokunsan açılacak bir kapı. İki beton basamak; zamanında çok uğraşılmamış teneke kalıba dökülmüş. Yukarı kaldırdığında kafanı ağaçların zayıf yaprakları üstüne düşmesi muhtemel. Son baharın son ayı burda çetin geçer belli. Kuşların göç telaşı, geç kalmışlık korkusu..
Evin asıl merdivenlerini çıkarken güvenlik kapısındaki sürgüyü çekerek açtım. Sol tarafımda uzunca eni çok olmayan yerden bir balkon vardı. Somyanın üstündeki kahverengi, geyik desenli örtü toplanıp, koca naylon poşetin içine konulmuş ve daha bir çok yazdan kalma eşyalar somyanın altına ve üstüne yerleştirilmiş. Özellikle yer yastıkları ve minderler yağmurdan korunması için somyanın altına yerleştirilmiş. Balkonun geri kalanında buz tutmak için kendini hazırlayan fayanslar vardı. Yine beni masum mavisiyle karşılayan diğer kapıya nazaran büyük ve dayanıklı kapı karşıladı. Kenarlarında eski kabartmalı, buzlu camları, üst kısmında da küçük camları vardı. Kapının eski oluşu en alt kısmında bir iki parmak kalınlığında boşluğun oluşundan anlaşılıyordu. İçeriye girdim. Sağlı sollu odaların kapılarını birleştiren büyük sayılabilecek ve oldukça uzun bir antre vardı. İçimden burası oldukça soğuk derken, burnumdan çıkan buhar daha da tedirgin ediciydi. O sırada mutfak kapısından bir gıcırtı geldi. Oyalı yazmasını arkadan dolamış, çiçek basmalı eteği, üstünde yine çiçek desenli kruvaze modelli gömleği; yarısı unlu yarısı is kokulu bir kadın karşıladı. Yaşlı bir kadın. Hoşgeldin dedi varla yok arası kısık bir sesle. Çapraz odanın kapısına yöneldi. Fırından çıkmış ekmek kokusuyla karışık yanık tezek kokusu alıyordum. Kapı aralanır aralanmaz yüzüme bir sıcaklık vurdu . Yüzüm sanki harlı bir ateşe maruz kalmış gibiydi. Kapıdan adımımı atar atmaz alnımdan terler boşaldığını, yanağımdan damla damla aktığında fark ettim. Oda küçük, iki duvarında büyük pencereleri vardı. Kapının girişinde gömme dolap ve dolabın iç kısmına gömülmüş küçük tüplü televizyon. Sol yanımda o sıcak ekmek kokusunu aldığım kahverengi soba. Yer minderleri ve dokuma halı.. halının üzerine uzunca sofra bezi serilmiş. Üzerine senid ve senidin üzerinde ekmek şeklini almak için bekleyen hamur bezeleri. Yaşlı kadın sobaya yakın serdiği minderin üzerine oturdu. Hemen kenarda soba için kullandığı bezle sobanın fırınından ekmekleri çıkardı. Bende sobanın diğer yanına hemen pencerenin önüne oturdum. Perdeler sonuna kadar açıktı. Dışardaki soğuk içeriye ama sadece bu odaya uğramamıştı. Kadın sol tarafından, senidin altından yağ helkesini çıkarıp, sıcak ekmeği bıçakla yardı ve tereyağını içine sürdü. Terayağ ekmeğin arasından hızla erirken ekmeği benim elime tutuşturdu. Hala o ekmeğin tadını, kokusunu ve bana hissettirdiği tüm güzellikleri damağımda saklıyorum.

Son Düzenleme: 29 Nisan 2020 / 17:28
  • Okunma
  • 15 Nisan 2020
  • Hikâye
  • 1

    Nur

    @bihikayet