Olur Mu Dersin

Biraz nostalji, biraz eski zamanların ruhunda soba yanan taş evleri. Betonlaşan dünyada kalan son muhabbet kaleleri. Odun ateşinde pişen çayın demli sohbetleri. Evet baylar bayanlar, elzem bir varlığın yoksunu olduk petekli salonların soğuk duvarlarında. Ellerimizi sobaya vura vura kuruttuğumuz günlere hasret kaldık. Kestane pişirelim mi, iki odun daha atayım mı, şu külü dök de yüreğimiz soğumasın bu taş duvarlar arasında cümlelerini kurmayı özlemedik mi?

Şimdi gel desem sana, alıp götürsem seni dağların ovaya bakan yamaçlarına. Yüzünün yangınlarına baka baka içime çeksem dünyanın bütün güzelliklerini. Ellerin ellerimde, yüzüm gözüm sana mesken, gönlüne memleket misali bir yörük olsam. Olur mu dersin? Sen güleç yeryüzünün tanrıçası ben gökyüzünün yalvaran kölesi. Olur mu dersin? Kaburgalarımda taşısam yüreğini, göğüs kafesimde öpsem hıçkırıklarını… Ne dersin?

  • Okunma
  • 6 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Lokman Özdemir

    @lokman56