Öz

Kayalar oturmuş bağrıma.
Sanki bir duvardan bıraksam kendimi
Geçecekmiş gibi bu his merhalesi
Duruyorum şimdi tüm sükunetimle
Bir yel gelse alsa beni bir yaprak misali
Uçsam ve konsam umudun yeşerttiği çiçeklere
Bir arı misali alsam özünü
Alsam ve bir hışımla vursam bağrıma
Vurduğum yer kanasa önce
Ağlasam, ağlasam..
Hiç uyanmasam bu umudun uçurumundan
Evrilse hislerim sevgiye, yinede yalvarırım
Yakma diye diye
Yakma, yakma..
Seslerim dolsa kulaklara
Sansa insanlar bir bülbülün kafiyesi
Ya da aslan gürlemesi
Oysa yürek serzenişi değil mi hislerin
Ve seslerin en yücesi
Şimdi anlaşılmak için yalvarır olduk.
Hangi kayaların oturduğunu yüreğime
Haykırır olmuşum
Öyle bir zamanda doğmuşum
Anlaşılmak marifet olmuş, susdurulmuşum.
Kırmızı gelinciklerin nazikliği misali
Bir söze nasıl boyunları bükülmesindi..
Kara bulutlar içindeki hilal olmaya
Nasıl heveslenip yıldız olmaya soyunmasındı..
Bir göğün koynunda nasıl uyumasındı?

18/04/2020
01. 34

  • Okunma
  • 18 Nisan 2020
  • Şiir