Özledim-4(Gülüş Kelebeği)

Kelebek ömrü benim sevinçlerim. Bir tutamlık serüvene gebe. Yine de eşsiz bir hediye. Inancımı sorguladığım anlarda beni büyük bir gafletten alıkoyuyor. Kendimle, hayatla, insanlarla… Düne uzattığım zeytin dalı ile geleceğim için inşa ettiğim köprü arasında bütünlük kuruyor böylesi zamanlar.
Ne ben masumum ne diğerleri. Bir tek gülüş kelebekleri masum. Ağlaması bile tatlı gelen ömür sermayeleri. Evet, çocuklar. Ben onlara gülüş kelebeği diyorum. Çünkü büyüyünce masumluklarını yitiriyorlar.
Kara kış zorluydu. Kar, durmadan göğün aralıklarını yırta yırta iniyordu malikinin emriyle. Arabaların egzozları boğuluyor. Insanlar hayat telâşının orta yerinde cebelleşiyor at gözlükleriyle.
Nerden mi bakıyorum ben onlara. Tabi ki 5. 45 balkonumdan. Bir çeyrek kala ömrümün gülüş kelebeğini beklemeye.
Çaldı telefon, titredi yüreğimin bam teli. İçimin son zamanlarda duyduğu en güzel, en cüretkar müjdesi. Alışık olmadığımdan mıdır ne çıplak ayak, kısa kol tişört ve almadan düşüncelerimi cebime gidiyorum. Gülüş Kelebeği geliyor, gülüş kelebeği diye diye altını üstüne getiriyorum bütün şehrin.
Mutluluğa sarıldım gülüş kelebeği geldikten sonra. Mutluluğum oldu Musab Yusuf’um. Mutluluk serpti üzüntülerimin arasına. Bir daha karar verdim yaşamaya bıraktığım yerden. Nerden bilirdim ki bu mutluluklar kelebek ömrü misali bir gün bir gece. “Gülüş Kelebeği” bir tutam mutluluğum bu âlemde.
Hayat kısa, mutluluklar erken bitiyor…

  • Okunma
  • 21 Nisan 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Lokman Özdemir

    @lokman56