Özledim 5 (Benliğim)

Bütün özlemlerimin bir çaresi vardı da kendi özlemimi sonlandırmaya çare bulamıyorum. Büyük kaybedendim ben. Insanın en büyük kaybı kendisiymiş, kendimi kaybettiğimi yeni anladım. Dört bir taraftan yüreğime batan can kırıklarını kanıksadığımdan mıdır nedir, biraz geç fark ettim kayıp benliğimi.
Hava, soğuk adımlar atıyor gecenin sessizliğinde. 5. 45 balkonumdan seyrediyorum yağmurun sokak lambalarında çiseleyen silüetini. Rögar kapaklarından sızıp şehrin kirli sularına karışıyor bu gece vakti. Korona muhabbetinden olsa gerek, yarım saatte bir ancak motor sesi duyuluyor caddelerde. Ömrümün ilk sessiz Ramazan ayını yaşıyorum bu şehirde. Ne davulcular vuruyor davula ne şehrin insanları nagmeler fısıldıyor sokak aralarında. Bu huysuzluk bu kentin eseri değil. Yağmur da durmadı kaç gecedir. Tam gündüzleri güneşi kucaklamak isterken gözlerimiz, kara bulutlar yüklerini göğün çeşmesinden bırakıyor, sonra da Ay tutulması mahiyetinde yıldızları gölgesinde esir ediyor. Hava soğudu, çay soğudu, insan soğudu… İnsanın insana olan bakışları dahil her söz, her hareket buz dağı misali kanımı donduruyor. Bu Ramazan sahurda sıcak ekmek yiyemeyeceğiz galiba. Baksaniza saat on bir olmuş ve kepenk indirdiler. Sokaklar, sessizliğin ahengini yakalamaya erken saatlerde başlıyorlar. Bugün bir ahbap buldum kendime. Şükrü Erbaş benden önce yazdı Ömür Hanım’ı. Benim ömrümde hayati bir boşluk doğurdu. Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi ağlamaya çalıştım ama o oyuncağın benim olmadığı gerçeği ağlamamı yersiz bıraktı. Yalnızlığımı anlattığım defterlerime yöneldim. Bu gece başım çok ağrıyor tribiyle kovuldum yazı yatağımdan. Yazmak, bu gecenin harcı değil galiba. Sözcüklerin beni anlayacağı da yok. Manasiz bir şeyler karalamaktansa, sözlerimle gökyüzü boşluğunu dövmektense içime yazayım dedim. Oturttum karşıma yirmi sekiz senelik ömrümün bilmem kaçıncı kırgın baharını. Seslendim ona, haykırdım içimdeki bütün hıçkırıkları. Sağ olsun Hayati Bey, hiç itiraz etmedi bu hayatı meselede. Oysa ben benliğimden gelen bir bencillikle arsız arsız söyleniyordum karşımda duran bu beyefendiye. Binlerce defa susturulan bir hayatın çam devirmek gibi bir hezeyanı olsa gerek, anlattım içimdeki bütün bencillikleri. Bana mısın demedi Hayati Bey. Ne kustuysam sildi yüzümdeki bütün kötümserlikleri. Tebessümle kucakladı benliğimi. Bir ara karşımda bulamadım baktım gözyaşlarımı arındırıyor yağmur suyundan. Söyler misin Hayati Bey. Kimsem kaldı mı benliğimden başka…

Son Düzenleme: 1 Mayıs 2020 / 17:01
  • Okunma
  • 26 Nisan 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 3

    Lokman Özdemir

    @lokman56