Perinçek

Siyah saçlar ve karanlık bir çehre. Teni alacağına beyaz ve kaşları olağanca karışık. Gözleri canlı, bakışları soluk ve bir o kadar yerlerde. Ne büyük bir kaçış, temastan. Kirpikleri ağır ağır değmekte birbirine. Pınarında yakın zamandan kalmış yaşın zoraki görünen izi. Dudak çevrelerinde katmanlar Anadolu’nun bilmem hangi engebeli dağlarından kalma. Gülüşünde kaç cansız beden durmakta. Mahcubiyetinde baş parmağı alnındaki derin çizgilerde yol alır. Göz kenarları toplanıp sıklaşır, bebeği küçülür. Bir çehreye ne büyük bir ağırlık. Baston niyetine elinde bir tahta parçası sallanır. Dağınık olarak mürekkep akıtır. Kağıt üzerinde ne hoş bir ahenk, kulakta ne güzel bir müzik. Roman olan çehrenin şiir akıtan bakışları. Sana lûgatten hangi kelimeyi bağışlamalı? Perinçek. Bu karamsarlığına, sessizliğine, kıramadığı kabuğuna ne çok sadıktır o, kimse bilmez, o bilmez, arkadaşları bilmez, en çok da ben bilmem. Kimse işitmez, mısralarca süren haykırışın yalnızca gözümün değdiği köşelerde yankılanır durur.
Binlerce yağmur damlasından birinden kaçmaya kalkışsan yüzlercesi ıslatır seni. Sonbaharın nakarat kısmı gibi güneş görmez senin yüreğin. Dolusun ama taşamıyorsun. Islanmıyorsun ancak kurumuyorsun. Esiyorsun ama üşütmüyorsun. Sen bir baharsın nihayetinde sonda da bulunuyor olsan. Gülümse her yer papatya açsın. Figanında papatyalar solup koku saçsın. Ah perinçek, biraz uyu gözlerin derinliğini azaltsın.

  • Okunma
  • 21 Kasım 2022
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 3

    Kardelen Sak

    @lavinia