Saffet’sel Bir Diriliş

Derin çanaklar altında bir Saffet nidası olabilir gayrı mermiler. Yüksek evlerin yüksek masalları mıdır nedir onlar, anlayan bi’haber, anlatan ondan öte bi’haber. Ya da renk demeçleri arasında duygular anlatılır: bulmanın duygusuyla bir yeşil şenlenir bekli, belki de göğü seyrin duygusuyla bir mor… Anlatılır efenim anlatır, her renge bir kefen elbet dikilir mermiler içinden. Saffet deyip Saffet’ten uzak muhabbetler ile çöllerden bahsedilir kim bilir? Güneşsiz çöllerin sıcaklığından dem vurulur ya da geceleyin esmeyen rüzgarın yönünden dem vurulur. Saffet ile dizdize verildi mi, o zaman gayrısı elbet bulunur. Denizler içine gömülen Kız Kulesinin bağrışlarını duyduğunu bilirim Saffet’in. Kız kulesinin sesini bilmem ki gelir mi gelmez mi, ancak Saffet’i bilirim ben. Göz görende, kulak işittiğinden ırak; his sevdaya, yürek bilinire karşı cepheli. Bütün zıtlıklara karşın tek zıt haliyle Saffet önümde. Durgun haliyle bir beden, ses tellerinden ince kopuşlu kalın hal, bir huzur boğumu ses; hislerinde varlığın tek anlamına yakınlık ve varlıktan uzağa yerleşen her şeye uzaklık… Sonra yürek, bilir denilen dağın tam tepesinde. Saffet bu işte, belki, şimdilerin vakit aralıklarına düşman kesilmişcesine başka dakikler içinde, belki de anlamsızlıkların hükümranlığından utanır haliyle anlamların hükümranlığına kaçış halinde. Bir taraftan bir diğerine. Bir liman kenarından, belki de hiç çıkılmayacak olan, belki de en güzel lavantaların yaprak açacağı sessiz bir liman kentine…

  • Okunma
  • 30 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Ibrahim-Karci

    @ibrahim-karci