Sevdiğim

Sevdiğim, usul usul gülümsedi mutluluk; ben yarınlara umut düşlerken. Çivisi çıkan dünyada, kuruldum senin aşk otağına. Bu nasıl bir mutluluk, nasıl bir gönül telaşesi, nasıl bir sevda kümesi… İncinirdi yüreğim, dağılırdı düşüncelerim, çıkmaz sokaklara yol alırdı düşlerim senden önce. Sonra sen geldin de yüreğim neşe demeti, düşüncelerim derli toplu bir elbise dolabı, düşlerim sana çıkan bir sokak oldu.
Sevdiğim, göğün haberi mi var geldiğinden? Börtü böcek sermiş göğün çarşafına, tomurcuklar bahşetmiş ağaçların kuru dallarına. Baharı müjdelediği yetmezmiş gibi, güneşi hediyelemiş bulutların açık bıraktığı mavi atlasına. Sevdiğim, mutlu zamanlar atölyesi bıraktığım gemilerim aşka yelken açtı ruhunun esintisi rüzgarıyla. Rotamı sana sabitlemiştim, pusulam seni gösteriyordu. Vardım denizlerinin kıyısına.
Sevdiğim, çat kapı yakalama beni. Iskeleyi gelincik çiçekleriyle süslemem için bekle. Beyaz güllerden gelinlik yapmam lazım sana. Haberi var mı güllerin ömrüme sefere çıktığından? Biliyorum, geleceksin ıhlamurlar çiçeklerini açarken. Ya yetişemezsem, ya aşkın mevsimini kaçırırsam.
Sevdiğim, geldin mi? Neden duyamıyorum sol yanımın çarpıntısını? Dalgaların sahile değil yüreğime vurması gerekiyordu. Kapı eşiğinden adım atarken kuşlar serenad yapmalıydı gelişine. Telli sazım, ahşap piyanom, sazlık kamışından yapılmış ney’im… Neden duyamıyorum seni anlatan melodileri. Yoksa kulağım mı paslanmış gönlüm gibi. Bu hasretlik tak etti canıma. Gönlüm alev alev yanar yokluğuna. Gel bu gece. Dilimde iki mısra birkaç hece…
” Aşkın bohçası geldi de
Sevgilinin kelamı nerde?”

  • Okunma
  • 9 Mayıs 2020
  • Mektup
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Lokman Özdemir

    @lokman56