Sevgili Günlük;

Tam da böyle bir çocukluk yaşadım ben, özgürlüğü doya doya, bazen ağaç tepeleri, bazen sırılsıklam olduğum çeşme başı. Çocuk aklı ya! Beğenmezdim yaşadığım hayatı. Ne kadar çocukça bir düşünce değil mi? O zamanki heyecanımın gramı yok şimdilerde. Sokaklar sessiz, dilim onlardan daha sessiz. Şehir ıssız, biz bayramsız. Şöyle geçmişe gidip geldim , kızım uyumuşken. ‘ keşke’ dedim, ‘ keşke! Seni, benim yaşadığım çocukluğa götürebilseydim. Arifeden kınalardı, annen ellerini. Sonra bir poşet takardı anneannen ellerimize, etraf batmasın diye. Heyecanla sabahlar, erkenden uyanırdık. Kışa denk gelirdi o zamanlar bayramlar. Bir leğen getirir,
soba başında ellerimizi yıkardık, teyzenle sırayla. Deden camiye, biz en güzel giysilerimizle, büyük babaannene giderdik. Apar topar bir kahvaltı, ‘apar topar’ dediğimi bakma! Dünden hazırlanırdı böreği, yemeği… Annen el öpmeye gidecek ya! Ondan bunun heyecanı. Toplanırdık, ‘kim daha fazla şeker toplayacak?’ ellerimizde poşetle onun yarışına girerdik. Hıh! Sanki hepsini yiyecek gibi. Köy odalarından başlar, ev ev gezerdik. Muhabbet vardı o günlerde birlik, beraberlik… Şimdi uyku bilmeyen çocuklara inat, erkenden uyur, yattığımız yeri beğenirdik. Sokaklarda çocuk sesleri, dillerinde çocuk şarkıları, en önemlisi de bizim özgürlük dolu bayramlarımız vardı. ’

  • Okunma
  • 23 Mayıs 2020
  • Günlük
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Ayşe Nur Aslan

    @1anneninkalemi

    3 Mart 2022 / 12:42

    ?