Suskunluk Sarayı’nın Prensesi

Yalnızlığın kıyısında yürüdüğünde anlıyorsun bir hiç olduğunu
Cismin bir rüzgâr esamesinde, dokunsa gelincik tenine, yapraklarını bir bir savuracak
Kayıp gideceksin, hiç var olmamışcasına.
Yüreğindeki, mızrak uçlu yükler yolunu şaşırmış.
Şah damarını gerdanlık niyetine boyayacak asil renge..
Bir kez daha sevmemeye yemin edeceksin bilmem kaçıncı kez.
Kırıklarının o çatırtısını kemiklerinde hissedeceksin bir gece vakti.
Suskunluğa karışmış şakayık kokusu sarıp sarmalayacak yorgun bedenini.
Acına hurmeten susmaya devam edeceksin.
Unutma!
Sen Suskunluk Sarayı’nın Prensesi
Kalp havuzunda ölüme terk ettiğin kelimeler bir gün senin mezarını kazacak.
Kırmamak için kırıldığın her bir an yılan edasıyla sokulacak koynuna
Zehrini zehrine ortak edip sunucak sofrana.
O vakit sen sustuğunla değil öldüğünle kalacaksın.

  • Okunma
  • 12 Mayıs 2020
  • Şiir
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Turuncu

    @turuncu