Susmak Ve Yazmak

Sonra sustum. Çünkü biliyorum ki, anlatmak anlaşılmak değildir. Anlatınca anlaşılmadığımı öğrendiğim gün, konuşmanın ne kadarda gereksiz olduğunu anladım. Ve sonra gördüm ki, insan susmayı becerebildiği zaman, konuşmaktan daha tesirli bir şekilde anlatmaya başlıyor aslında anlatmak istediklerini. Çünkü dile getiremediklerimizi susma dilini bilenler anlayabiliyor bir tek. Susabilmekte büyük hikmetler gizlidir. Ve bu hikmetleride yine susabilenler fark edebiliyor.

Sonra bir şey daha fark ettim ki, susabilmeyi meslek edinişim, beni yazmaya sevk güçlü bir tutkum haline gelmiş meğer. Dışarıdan her ne kadar içime kapanık bir hal almış gibi gözüküyor olsamda. Aslında bu durum beni, içine kapalı değil. Dışıma kapanıp, içime açılabildiğim bir lezzete dönüştürdü.

Hal böyle oluncada içim içime sığmaz oldu. Kaleme, kağıda ve kelama döker oldum halimi. Ve anladım ki en güzel anlatmak, anlaşılmak, içini dökmek yazmak ile oluyordu. Hayattaki en büyük sırdaşım yazılar oldu.
Dostum, sırdaşım, rahatlama sebebim ve kısaca her şeyim artık yazılar. Bakın şu an bile çok rahatladım… İyi ki kağıt ve kalem var 🙂

  • Okunma
  • 2 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Emre erturan

    @emreerturan

    2 Mayıs 2020 / 00:37

    Dostum kaç zamandır sustun. Şimdi bize sunuşlarını anlat biraz 😊

    2 Mayıs 2020 / 00:39

    Malesef bir müddet sustum. Çoğu zaman Üstadların yazılarını şiirlerini okuyorum ve bakıyorum ki söylenecek pek fazla birşey kalmamış aslında. Herşey beyan edilmiş. Üzerine bir kelam etmeye utanıyor insan ama sonra yine içimdeki yangına mağlup olup naçizane birşeyler karalayasım geliyor 🙂 tutkularımızın kurbanı oluyoruz 🙂

      2 Mayıs 2020 / 00:44

      Nefesini bırak oraya biz anlarız ruhundaki sevinçleri de kederi de 🙏😊

        2 Mayıs 2020 / 00:47

        Eyvallah dostum, teşekkür ediyorum. 🙂