Yalnız Adam

Bismillah diye başlamıştı yazmaya, aklında binlerce hikâye ve olaylar vardı, acaba hangisini yazsam daha mantıklı ve daha güzel olabileceğini düşünüyordu Sarp. Harfler onun zihninde birleşip bir kelime, bir cümle ve bir anlattım oluyorlardı. Düşünmeyi seviyordu Sarp, anlatmak onun işi, ama yazmaya geldiği zaman, nedense kelimeleri birleştiren zihni, kâğıda dökülemiyordu. Binlerce hikâye zihninde, yazılmış, yazılmamış her şey onda, ama kalem yazmıyor kâğıt kabul etmiyordu.
Kendi eliyle yaptığı, bir ayağının altına eski test kitaplarını koyduğu çalışma masasında oturmuş, bataryası bozuk bilgisayarıyla mahkûm kalmıştı, evin en küçük ama hayalleri içerisinde ki büyük odaya sahipti Sarp. Düşünüyordu acaba ben ne yazabilirim, kısa denemeleri olmuştu ama çoğu hüsran, çoğu bitaptı, anlatımında bir kıvılcım vardı ama ilerleyişinde ve sonunda hep en yüksekten düşüyordu.
Bu sefer kararlıydı, güzel bir hikâye yazıp dergiye göndere bilecekti, başarısızlık onu yıldırsa bile o çabalamaya devam etmek istiyordu. Bilgisayarın, boş bir beyaz kâğıdın önünde oturmuş Bismillah’tan sonra üç hece yazıyordu, ‘SON’. Onca kelime ve harfin içerisinde sadece bilgisayarında en büyük yazı olarak bu duruyordu, birkaç tuşa basmak istedi ama yazdığı üç hece Sarp’ı durduruyordu. Düşünmek için derin nefesler aldı, bir fon müziği açtı, ama önce reklamın geçmesini bekliyordu, reklam bitince müzik başladı. Çocukluğundan beri, sevdiği ve dinlemekten sıkılmadığı kuş sessini dinliyordu sonra okyanus sessi, müzik açmak istiyordu ama müzik onu sakinleştirip uykusunun gelmesine neden oluyordu.
Mangadan ‘‘Bir Kadın Çizeceksin’’ şarkısı Sarp’ın favori şarkısı olmuştu, masanın üstünde duran sigara tabakasından bir dal sigara çıkardı, içmeyi sevmiyordu ama kendini en güvenli ve yazmaya en müsait hissettiği an, sigara içtiği an olduğunu düşünüyordu, yakmak ile yakmamak arasında gidip geliyordu elindeki yanan çakmakla. Sigarayı tabakasına geri koydu, sonra geri çıkardı bu olay 5 dakika boyunca devam etti. Annesini verdiği nasihatti düşündü, yazmak için sigaraya gerek olmadığını söylüyordu, sen tanıdığım en yetenekli kişisin diye yankılanıyordu annesinin sessi, Sarp’ın kulağında.
Sus dedi içinden dışarıya doğru sakin duruyordu, dışarıdan baksan en sakin insan o, ama içinden çığlı atıyordu. Bağırması ve yüzünün bir anda kırmızıya dönmesi ve mora yaklaşması sinirinin ve korkunun tek bedende aynı anda olduğunu gösteriyordu. Derin nefes almaya devam etti, kendini iyi hissediyordu yazmak için her şeyi yapmaya razıydı ama aklı bir dakikada 3 hikâye bitiyordu ama kelimeler yan yana gelince bir bütün olmak yerine ayrı 4 konu haline geliyordu. Sarp artık yeter diye bağırmak istedi ama sustu, ayağa kakıp mutfağa doğru yöneldi, su pompasına basması ile su akmaya başladı, bardağı altına tuttu ama çok basmıştı, bardak doldu taşıyordu, bir şey yapması lazımdı, bardağı çekse bile su akmaya devam ediyordu, yerin ıslanması kendisi için bir tranva neden oluyordu. Pompa durduğu gibi Sarp elindeki su dolu bardağı içtikten sonra, Annesinden öğrendiği gibi tezgahın altındaki bezi aldı, yerdeki suyu sildiği gibi, yer ter temiz olmuştu.
Yazmak için yine bilgisayarının başına oturdu, tam bir hikayeye başlayacaktı ki, telefonun çalması ile aklının içerisinde olan her şey bir anda kaybolmuştu. Telefonu açmak istemiyordu ama telefon durmaksızın çalmaya devam ediyordu, masasından kalktığı gibi, yatağının yanında ki komodini üstünden telefonunu aldı. Halen açmak istemiyordu, bilinmeyen bir numara olduğunu gördü, tereddüt ediyordu ama açması gerektiğini düşündü.
Telefonu açması ile kapatmak istemesi bir olmuştu, bankaya olan borcu yüzünden, avukat ile konuşuyordu. Derin bir nefes alıp veriyordu, karşı taraftan avukat, yasal zorunlulukları anlatıyordu. Sarp derdini anlatmaya çalışırken yoruluyordu, bir buçuk saate yakın, ödemeyeceği ve ev eşyalarını haciz etmesinler diye, milyon tane yalvarış ve ödeyeceğim sözleri ile avukattan 1 hafta müsaade alabilmişti.
Telefonu kapattığı gibi, mutfağa yöneldi bir bardak su içip balkona çıktı, derin, derin nefesler alıyordu. Allah’ın bana yardım et demekten başka çaresi kalmamıştı. Balkon kapısını kapatmadan odasına yöneldi, masanın üstünde duran sigara tabakasını yanına aldı. Balkona doğru ilerledi, tabakanın içinden bir tane çıkartıp dudaklarının arasına koydu, çakmağı çakması ile sigaranın ucu yandı. Derin nefesler alıyordu Sarp, hem sigaradan, hem de dışarıdaki oksijenden. Etrafı inceliyordu, içinde yazmak ile ilgili bir nebze olsun heves ve aklında fikir ve anlatım kalmamıştı.
İçinden acaba o telefon çalmasaydı, ya da ben açmasaydım şimdi bu halde olur muydum, belki olmazdım. Güzel bir hikâye yazmış onu satmış olurdum, bankaya olan borcumu kapatmış olurdum. Kim bilir belki, bu yazar olma hayalim yüzünden bütün bunlar başıma geliyordur, işten çıkmam elinde ki son paralar ile bilgisayar ve yeni eşyalar almasaydım, yazmak ile ilgi hayal kurmam ve sonra her şeyin bir anda dibe geçmesi olmayacaktı. Sabahtan beri bilgisayarın başında bir hikayeye başlamaya çalışıyorum ama hiç biri olmuyor, o işten çıkmasaydım ve böyle bir hayale girmeseydim, babamdan kalma evime haciz konmayacaktı, üstelik ödeyeceğime güvenip imzalar atmamda salak olduğumun bir diğer adı.
Sarp tabakasında ki sigaraları, birini söndürüp diğerini yakıyordu, içine bir kasvet ve bir hüzün kaplamıştı. Yerinden kalktı, mutfağa yöneldi, buzdolabını açtı, elinde kalan 2 birayı aldı. Balkona çıktı, masasını açtı, sigara eşliğinde birası ve dışarıda eğlenen insanların hoş kahkahaları içerisinde yudumluyordu birasını.
Aklı eski günleri hatırlıyordu, mutlu olduğu zamanı ailesiyle olduğu zamanı, gözlerinin önünde annesini ve ablasını görüyordu. Yapma diyordu annesi, dur artık daha bitmedi ama Sarp içmeye devam ediyordu. Durmak istemiyorum anne dedi, durmak istemiyorum, senin yanında olmak o hatalarının hiç birini yapmamış olmak ve bu hale gelmemek istiyorum anne. Sarp elinde son sigarasından bir nefes daha aldı ve söndürdü, birasının dibinde kalan kısmını içti. Yerinden kalktı, bilgisayarının başına geçti, birkaç şey yazdı, kafası güzeldi güzel yazıyordu, gözünden yaşlar akmaya ve klavyeye damlamaya başladı. Bitirdiği gibi, çıktı yaptı, klavyenin üstünde koydu ve banyoya yöneldi, traş olurken kullandığı ustura ile bileklerini kesiti. Hızlı olur zannediyordu, çok ama çok yavaş ilerliyordu yumruklarını sıkıyordu kan daha hızlı boşalmasını bekliyordu daha fazla bekleyemedi. Annem yanına geliyordum diye bağırarak boynundaki şah damarını kesti.
Sarp’ın klavyesinin üzerinde şu not yazılıydı:
Bütün hata benim, kendi kurduğum dünya da kendimi yok ettim, bu bir intihar notu değildir, bu bir kavuşma notudur, ben bu dünya da yalnız kaldım. Ben anneme kavuşmaya gidiyorum, hayallerimde çocukluğumda sadece o vardı ondan sonra yaşamaya çalıştım ama beceremedim, ben anneme kavuşmak istiyordum ve kavuşuyorum da belki başka yoldan, belki yanlış yoldan ama ben Anneme kavuşuyorum.
NOT: Bankaya olan borcum ben öldükten sonra silindiğini biliyorum, ben öldükten sonra, evimi bir hayır kurumuna bağışlanmasını ve kimsenin tek kalmaması gerektiğini vasiyet ediyorum.
SON

  • Okunma
  • 24 Eylül 2021
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Mustafa Bar

    @marlex