Yazarken Öğrenen

Yazabilme umuduyla ne kağıtlar tükettim ya da dakikalar feda ettim ki kendimden yaşamından yazarak dile getirme umudum kimine göre sadece kalem-silgi uğraşı iken benim için sarp kayalıklarla dolu bir sahilin kenarında yürümeye çalışmak arkasında kuru otlar dururken önünde masmavi deniz ve ben bunu yazabilmek için o kayalıkların en iyi manzaralı yerinde hissediyorum kendimi, yazarken! Arkadan ümitsizlik bağırırken önümdeki ümide maviye haykıracak gibi bakıyorum ve gözlerde doğal bir tebessüm.
Gözler de haykırır bunu da yazarken öğreniyorum.
Bilmem ki ne kaybetmişimdir bu yazıyı bile yazarken, zamanın ölçülmesine de karşıyım ama zamanın bilinçli ve kendine karşı sorumluluğu bilerek hareket edene bu karşı duruşta değilim. Aksine ben de bu şekilde kullanmaya çalışıyorum.
“Vakti nakittir. ” Diyorlar ya işte hem onu hem de fazla nakit zarar verir boyutunu aklımdan çıkaramıyorum. işte ne yaparsın ben de yazıyorum işte…

akarsulardan durmadan su aktığı gibi yüreklerden merhamet akmalıydı diye söylerim kendime. ama bazen yabacı cisimler de suyla beraber suya kapılarak atladığı-atıldığı gibi yeri geldiğinde insanın yüreğinden de öfke dökülmeli. Ama rahmete kapılarak gelen bir öfke. bir masuma zulmedildiğini görünce-ki o masum, sadece masum! kim olursa olsun ne olursa olsun önemi yok MASUM!!!(hayvan-insan-bitki)-masumun hakkı için öfkelenebilmeli. Yoksa direk boş tepeden düşen sadece öfke değil, rahmete kapılarak öfke.
Neden yazdığımı ben de bilmiyorum işte ama düşüncelerim bazen kafamı patlatacak gibi oluyor da yazarak dışa aktarıyorum fazla birikmesin ki patlama riski azalsın. 🙂 ki yazarken kendime bir hoca daha kazanıyorum bazen.

  • Okunma
  • 16 Mayıs 2020
  • Günlük
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Hamza sansur

    @wenekes1