Yol Arkadaşı

Ne yollara şahitlik ettim ben. Ne yolculuklar gidişler gördüm, ne sevinçlere, mutluluklara, umutlara, ayrılıklara şahit oldum. Her yol yeni bir hayat, yeni bir hikaye demekti ve ben ne güzel hikayeler okudum.
İlim öğrenmek için ailesi ile vedalaşan gencin heyecanına ortak oldum bazen. Dünyayı gezme hayali ile yola çıkan maceraperestin sırtında, bazen de Sılayı rahim için uzun yolları göze alan gurbetçinin yanında ben vardım. İla-i kelimetullah için adını sanını bilmediği beldelere giden İslam aşığının yoldaşı yine bendim.
Böyle güzel yollara, nice kavuşmalara şahitlik ettiğim gibi ayrılıklara, hüzünlere de dahil oldum. Gönlü sevgi ile dolu olduğu halde “Yeter artık! Katlanamıyorum ben!” diyen sevmeyi unutmuş bir kalbin kapıyı çarpıp çıkarken sıkı sıkıya tutup güç almak istediği yine bendim.
Evet Ben yolculukların olmazsa olmazı; sizler bana bavul diyorsunuz ben kendimi sizin sırdaşınız olarak görüyorum. Kimi kitaplarını emanet ediyor bana; kimi eşyalarını… Kimisi de sevdiklerine aldığı hediyeleri emanet ediyor. Yolculuk varsa bensiz olmaz asla
Ama bana sorarsanız en güzel yolculuklar mübarek beldelere yapılanlar. O heyecan ve mutluluk hiçbir yolculukta yok. Hele beni hazırlayan bugünü uzun zaman hayal edip beklemişse onun heyecanını hiçbir şeye değişmem.
Benim sahibem de yıllarca hayalini kurdu bu yolculuğun. Kaç geceye gözyaşlarıyla eşlik etti, kaç sabahı secdede karşıladı. Dualar etti, hatimler yaptı. Umreye giden her ahbabını gözyaşlarıyla uğurladı. “Dua edin oralarda. Bana da gitmek nasip olsun” diye teslim etti sevgiliye okuduğu salavatları. Her hatmine “Bunu Kabe-i Muazzama’da bizzat kendim hediye edeceğim” diye başladı.
Dua nasibe, nasip zamana esirmiş. Mevla nasip etmeyeceğini duada hatırlatmazmış. Gün geldi zaman doldu, ona da mübarek beldeleri ziyaret etmek nasip oldu. Sevincini görmeniz lazımdı. Aylarca beklediği oyuncağına kavuşan bir çocuk gibiydi. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu.
Umreye gideceği şirket vardı beni ona. Eve gelince gül suyu ile temizledi her yerimi. Sonra odanın bir köşesine yerleştirdi. Gideceği güne kadar geldi gitti bana baktı. O hasret dolu, sevgi dolu bakışlarını hissediyordum üstümde. Çünkü ben onun için o kutlu yolculuğun habercisiydim.
Sevgililer sevgilisine kavuşmaya günler kala beni olduğum yerden çıkardı odanın ortasına koydu. Besmele ile kapağımı açtı. Eşinin ve oğlunun ihramlarını özenle yerleştirdi. “çocukla zor olacak ama yavrum bu ihramın içinde bu yaşında Mevlasına Lebbeyk diyecek bu zorluğa değer” diye düşündü. Orada giyeceği feracesini özenle koydu. Terlikleri teker teker yerleştirdi. Yedek kıyafetleri de koydu. Her bir eşyayı koyarken önce eline alıp okşuyor sonra gözyaşlarıyla özenle, hürmetle yerleştiriyordu. Bu hazırlık için ne çok dua etmişti. O dualardaki hayalini yaşıyordu şimdi. Alması gereken ne varsa aldı. Yerleştirdiği eşyalara son kez heyecanla baktı ve “Allah’ım şükürler olsun sana” dedi “hayalim gerçekleşiyor sonunda” Besmele ile kapağımı kapatıp fermuarımı çekti. Tekrar aldığı yere koydu. Bu duayı gerçekleştirmeye, bu hasreti dindirmeye, umre yolculuğuna hazırdım artık.
Sonunda o güzel gün geldi. Helallikler alındı, vedalar edildi. Bir zamanlar onun yaptığı gibi eşi dostu hatimlerini emanet etti ona. Ve o yine ağlıyordu ama bu sefer hüzün değil, mutluluk ve şükür gözyaşlarıydı.
Besmele ile arabaya yerleştirdi beni. Kafilenin kalkacağı yere geldik selamlaştılar. Havaalanına doğru yola çıktık. O da ben de ömrümüzün en kıymetli yolculuğuna çıkıyorduk. Bu sefer kavuşmak vardı. Bu yol En Sevgiliye, Efendiler efendisine, asıl sahibe gidiyordu. Bu sefer ahit yenilemeye gitmek vardı.
Kıbleye yönelmişti rotamız. birkaç saat sonra iki Güneş sahibi Medine’ye ulaşmış olacaktık. Dilde salavat, gözde yaş, kalpte dualar…. Gidiyorduk

  • Okunma
  • 14 Mayıs 2020
  • Hikâye
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Taze Kalem

    @tazekalem