Yoruldum

Aklımın uçurumların da kaybolan sözcükleri ararken, bilmediğim bir dilde yazılmış bir şiirin hüznünde buldum kendimi.
Hayatın anlamı sorgulamak için inzivaya çekilen bir bilge değildim. Çöllerde kaybolmuş bir Mecnun hiç değil. Yağmurdan kaçan, saklanacak yer arayan bir serçe gibi çarpan kalbimi biraz olsun susturmaktı tek dileğim.
Eski zamanlarda deniz kızlarının söylediği o sihirli melodiye kendini kaptırıp, kayalıklara doğru giden bir geminin kaptanıydım. O kocaman okyanusları dize getirip, bir melodiye yenik düştüm.
Tanrıların insanlarla birlikte savaştığı eski zamanların o epik hikâyelerinde hiç adı geçmeyen, savaşın en ön safında ilk ölen askerlerden biriydim ne kahraman olabildim ne de bir mezar taşım oldu benim.
Atlas’ın onu kandıran Herakles’e haykırışları olan gök gürültüleri eşliğinde evine dönmeye çalışan bir gezgindim. Ama girdiğim her yol çıkmazdı. Girit’te bir labirenttin içinde Minotor’la sıkışıp kaldım. Bulamadım çıkışı…
Sisifos’un tam tepeye ulaşacakken her seferinde elinden kaçan bir kayanın altında, toz oluncaya kadar ezildim, her gün yeniden. Sonra bir rüzgar savurdu beni, kayboldum dağların uçurumlarında…
Platon’nun Mağarasında yaşadım gölgem bile olmadan. Dışarı hiç çıkamadım. Kimsede gelmedi beni kurtarmaya. Çaresizce gölgeleri seyretmeye devam ettim mağarada…
Kendi Tanrı mı ellerimle öldürmüşlüğüm var benim…
Zaman denen zehri tek yudumda içmişliğim…
Ateşlerde yanıp defalarca, küllerimden kendimi yeniden var etmişliğim…
Durulsun istiyorum artık fırtınalar.
Ama yoruldum artık, hemde çok yoruldum…

  • Okunma
  • 5 Şubat 2021
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    ikarusdeadalus

    @ikarusdeadalus