Yüreksiz Bir Adam

yüreğinin uçtuğunu barakasının önünde oturmuş
kamıştan uçurtma yaparken gördü,
gümüş gözleriyle gördü
yüreği, bir gece karanlığında ışıl ışıl yanan
bir şehrin görüntüsü gibiydi.
şehrin ışıkları söndü,
yüreği karardı.

karartıların arasında
güzel bir kadın gördü
ta uzaklardan
başka gelenler de vardı
deniz ( belki okyanus da olabilirdi )
kum ( çölden de geliyor olabilirdi )
ve rüzgar ( kesin güneyden geliyordu )
çünkü İncir ağaçları kanat çırpmaya başlamıştı.

deniz ve kum anlamadığı bir dilde
bir şeyler söyledi.
rüzgar, fısıltıyla anladığı bir dilde
söylenenleri bir daha söyledi.
“bir kadını güzel yapan
güzel görünmeye
çalışmadığı zamanlarda
güzel görünmesidir.
o güzelliğini de
içindeki emeğin
yüzüne yansımasından alır. ”
dedi.

deniz ( belki okyanus da olabilirdi )
kum ( çölden de geliyor olabilirdi )
gitmediler, orada kaldılar.

ve rüzgar ( kesin güneyden geliyordu )
yüreği uçan adamın yaptığı uçurtmayı,
ucurtmanın kuyrugunda
emeği yüzüne yansıyan güzel kadını,
güzel kadının güzelliginde de
yüreği uçan adamın uçan yüreğini
alıp götürdü.

Geride yüreksiz bir adamla
Deniz ( belki okyanus da olabilirdi )
kum ( çölden de geliyor olabilirdi)
ve tatlanmış incirler kaldı.

osmantopaloglu/mayıs 2018

  • Okunma
  • 4 Mayıs 2020
  • Şiir
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Osman topaloğlu

    @osmntplglu