Zaman

‘Her şeyin bir zamanı var’deriz hep. Ne kadar bekleyeceğimizi bilmeden, kendimizi zamana kaptırırız çoğu zaman. Zaman bir çeşit insanın sabrını deniyen bir alet. Hayatımızda istediklerimizi, isteklerimizi başkalarına açtığımızda; zamanı var, bekle, az kaldı laflarını duymaz mıyız çoğu zaman. Kimi artık bu laflardan sıkılmıştır, kimi artık hayırlısı demeyi öğrenmiştir. Kim bilir zaman, gerçekten beklediğimiz o süre boyunca hayırlısı diyip Allah’a bırakmamızı istiyor olabilir mi? Bazı şeylerde kendimizi sıkmayı çok seviyoruz. Olaylara kötü tarafından baktırmayı o kadar kazımışlar ki bizlere, herkes bir sitem içinde. Şöyle düşünün bir elma, ağaçtan hemen olgunlaşarak mı toplanılıyor? Yoksa onun da olgunlaşarak beklediği bir süre var mı? Var dediğinizi duyar gibiyim. Yani o yüzden her şey he dediğinde olmadığı gibi anında da bizlere ışınlanarak da verilmiyor.

Biz insanlar, hemen yetişkin mi oluyoruz? Yoksa bizim de geçirdiğimiz zamanlar, evreler olmuyor mu?
Bebeklik, ilk çocukluk dönemi,
orta çocukluk,
ergenlik,
ilk yetişkinlik,
orta yetişkinlik,
ileri yetişkinlik ( yaşlılık) ve
ölüm. Bunlar hep bize zamanın getirdiği anlar değil mi?

Eskiden insanlar her şeye kolay yetişmediği, yetişemediği için sabırla olayları bekleme kabiliyetleri varmış. Şimdi teknoloji, elde edebileceğimiz şeyler o kadar kolaylaştı ki her şeyi hemen o an olsun istiyoruz, sabırsızız. Ve aslında buna sebep olan birileri varsa bizleriz de. Çünkü her şeyi hazır hale getiren, her şeyi hazıra alıştıran yine bizleriz. Eee dönem değişti diyeceksiniz. Çünkü değiştiren yine bizleriz. Ne yani eskisi gibi zor mu elde edilseydi de diyebilirsiniz. Hakkınız var. Her şeyi zamanında elde edebilsek her şeyi anında tüketip sıkılmasak bu kadar zor olmazdı. Zamanın güzelliğini bilirdik. Küçük yaşta ellerine sussunlar diye telefonları sunan, her istediğini veren, yapan ve zamanın güzelliğini bilmeyen insanlar var. Bir yazarın sözünü sunmak isterim. “Her şey vaktinde güzel ve o vakitte yapılmalı sonra her şey gazı kaçmış kolaya benziyor. ”

Bazı şeyleri zorlamak yerine zamanın getirdiği güzelliklere kendini bırakmalı insan. Bilemezsin ki senin o inatla ve zorla yaptığın şeyden daha güzeli bekliyordur seni. Zamanın tek ilacı varsa o da sabırdır. Yani ”sabreden derviş muradına ermiş. ”

Kısacası, siz bazı şeyleri ne kadar isterseniz isteyin ve o istediğiniz şeyler için ne kadar uğraşırsanız uğraşın olmuyorsa olmuyordur. Herkes yüreğindeki ekmeği yer unutmayın. Çabalayın ve akışına bırakın. Bırakın ki, o bıraktığınız güzel şeyler ve umutlar sizi bulsun. Zamanı kötü bilmeyin. Çünkü her şey vaktinde güzeldir. Güzel olan her şey de biçilen vakitte gizlidir.

Oruç Auroba’nın bir şiiriyle sonlandırmak isterim cümlelerimi,

Herşeyi yazarım da
zamanı yazamam –
o yazar çünkü
beni.

Yazar beni
yavaş yavaş
özenli –
azalta azalta
görkemli –
sanki
dolduracakmış
olduracakmış
gibi.

Halbuki
sıyırıp düşürmüştür
tırnağımdaki çürüğü
parmağımdaki yarayı
kabuk kabuk
geçirmiştir –
geçerken, sanki
çoğalta çoğalta
yazarak
beni:
özenli
görkemli.

instagram: ilaydakardas3

  • Okunma
  • 17 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    İlayda kardaş

    @ilaydakardas

    18 Nisan 2020 / 01:11

    Hani derler ya belkide zamana bırakmak gerek diye, onun kadar yalan bir cümle yok. Zamanla daha iyi olmuyor zamanla daha çok yıpranıyorsun, birşey olmuyorsa daha fazla zorlamayacaksın, zorlarsan eğer yıkılıyorsun hemde öyle böyle değil.

      18 Nisan 2020 / 12:17

      Mevlana’nın dediği gibi Bir şey olmuyorsa:
      Ya daha iyisi olacağı için,
      Ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur. Sen çabala ve Allah’a bırak, o her şeyin güzelini verir. 😊

    19 Nisan 2020 / 18:54

    Harika bir yazı olmuş tebrik ederim 🙂