Zamanın İzi

Birini kaybettiğinizde “hayat devam ediyor” derler size. Bunu, diyecek bir şey bulamayanlar da söyler, kalbinizi yerinden alıp acınızı yok etmek isteyecek kadar sizi sevenler de. Siz önce bu sözden nefret edersiniz, sonra her gün biriyle selamlaşır gibi ayna karşısında kendinize tekrar ettiğinizi fark edersiniz, “hayat devam ediyor”. Zaten zor olan da bu ya… Kaybettikleriniz yokken hayatın devam etmesi… Bu tekrar birilerini, bir şeyleri kaybetme riski demek çünkü.

Hayat devam ediyora “zamanla geçer” sözü de eklenir “zamanla. ” Zamanla geçer öyle mi? Ama zamana sarılamazsın ki. Zamanın kokusu yoktur. Zaman seninle konuşmaz. Evet zaman geçtikçe, hayat devam ettikçe değişen çok şey olur ancak yaşanılan kaybın acısı hafiflese de geçmez. Üstüne uyursak hafifler sandığımız şeylerin ağırlığıyla uyanışlar bırakır bize zaman. Tek başınalığa alışmayı öğretir bize zaman. Zaman bize geçtikçe sessizlikler, suskunluklar bırakır. En zoru da o baş ağrıtan susuşlar olur.
Mesela ben huzursuz eden suskunluklardan, tedirgin eden sessizliklerden çekinmişimdir. Güvensiz, samimiyetsiz mimiklerden kaçınmışımdır. Söze inanıp anlatmışım, yetmediğinde yazmışımdır. Tüm bunlardan sonra, işte belki o zaman, “zamana” bırakmışımdır.

Ama senden sonrası, ki senin için senden sonra demek bile zor gelmiştir bana hep. “”Senden sonra” çok şey değişti. Yolunda gitmeyen çok şey oldu. Ama sana bunları anlatmayacağım. Sana seslenmeyi ne kadar özlediğimi bilmesen de olur. Anahtarın olduğu halde zili çalmandan rahatsız olsam da sana kapıyı açmayı özlediğimi bilme mesela. Gece uyumayınca evde dolaşmalarıma kızmanı bile özlediğimi bilme. Evde tartıştıktan sonra sokakta karşılaştığımızda attığımız kahkahaları özlediğimi bilme. Hala sokakta sana benzeyen birilerine rastladığımda içime bir şeylerin oturduğunu, her seferinde daha ağırlaştığını bilme. Senden sonrasının ne kadar zor olduğunu sakın bilme.

Ama sen zaten bilirsin değil mi? Hani bizim buralara ne yaz geldi diyebilirsin Haziran’da ne bahar geçti. İşte ben de hala öyleyim; ne elimi uzatırım yolumdakilere, ne elimi çekerim yolumdan çekilenlerden. Bir şeylere başlamayı bildim de devamını getiremedim hiç. İstikrar konusunda sorunlu olduğumu anlamam yıllarımı aldı. Bu hesapla hep çocuk mu kaldım, yaşlandım mı bilmiyorum. Ortadayım anlayacağın. Net olmak konusunda sorunlu olduğumu anlamam da vakit aldı. Nerden baksan on yıl. Sahi nerden bakıyorsun bana, bunu bilmeyi çok isterdim.

Biliyor musun bazen yolda karşılaşıyorum seninle. Hani evde gün boyu konuşmayıp sokakta iki saat muhabbet ederdik ya işte öyle. Hayır sana benzeyen birilerine bakıp içlenmekten bahsetmiyorum. Kimi zaman yanımdasın biliyorum, ya da karşı kaldırımda. Bazen kitaplarda gülüyorsun bana. Satır araları en rahat konuştuğumuz yerler bunu sık sık yapmalıyız. Bazen de izmarit dolu küllüklerde bakışıyoruz seninle. İçme dediğin o merede alıştım evet. O bile, o bile seni hatırlatıyor bana. Neyse konumuz Haziran. Hani güneş çıkar gölgeye kaçar ya insan Haziran’da, hani yağmur yağar şemsiye açar. İşte ben de öyleyim biraz. Karşımdaki gülünce inanırım, susunca korkarım. Sonu olan şeyler öyle çok ki çünkü…
Sence zamanın da sonu var mı? Keşke biraz da sen konuşsan…

  • Okunma
  • 12 Nisan 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    HayatiSungur

    @hayatisungur