Zarif Bir Kırgınlık

Bir Zarifoğlu kırgınlığı bu bendeki, anlaşılması güç. Öyle ki şairin de dediği gibi, ‘’İçimden çocukça bir duruşla ‘büyüklere küsüm’ demek geçti. ” Büyükler, büyükler hep acımasız mıydılar ve hep anlamamakta ısrar eden? Yoksa ben büyümenin verdiği acıyı mı kabullenemiyordum. Halbuki olgunluğun acı çekerek, acıyı iliklerine kadar yaşayarak kazanılabileceğini bilenlerdenim. Ve çocukken de olgun bir çocuk olan bendim. Taa çocukken tanıştım belki de acıyla. Boyumdan büyüktü hissettiğim her şey. Yoksa bu kadar tezatlık ve anlaşılamamazlık olmamalıydı hayatımda. Bazen oluyor ki bir bakışımdan, oturduğum yerden anlasınlar istiyorum beni. Bazen de kendimi anlaşılamamazlığın verdiği hazzı yaşarken buluyorum. Ve bazı anlar çoğu kişinin suratlarına ikiyüzlülüklerini, sahteliklerini, haykırmak. Çekip kapıyı çıkmak, gitmek, yok olmak istiyorum sahte hayatlarından. Bir dağın tepesinde avazım çıktığı kadar bağırmak, ağlamak.. Bazen de aksine köşeme çekilip bilmediğim olan umursamazlığın nasıl bir şey olduğunu kavrayabilmek. Bunların ortasında bir yerde gidip gidip geri gelmek sonra. Çoğu zaman ikisini de yapamamak. Sıkışmak, boğulmak ve nefes alamamak. Sevdiklerini düşünmek, anneni düşünmek. Onlar üzülmesinler diye yok saymaya çalışmak. Kişiliğinden tavizler vermek. Kimliğini kaybetmek. Onların istediği gibi biri olmak. Yavaş yavaş yok olmak. Sevdiklerini düşünerek var olabilmeye, yeniden kendin olabilmeye çabalamak. Ve bunu en güzel Rabbine sığınarak yapmak. Tefekkürün güzelliğini yaşamak.

Ama asla unutmamak.. Hele de senin canının yanında sevdiklerininki de yanıyorsa unutabilmek ne mümkün. Bazı insanlar taşıdıkları kalbi sadece organ olarak taşıyıp tek görevinin kan pompalamak değil de oraya gerçek sevgiler ekildiğinde ne muazzam insanlar olabildiklerini bilmeliydiler. Belki acılar böylece azalırdı da dünya daha yaşanılası bir yer olurdu. Ve büyümek bu kadar nahoş bir durum haline bürünmezdi. Ben de tüm insanlar gibi büyümenin sadece bir olgunluk süreci olduğunu doya doya yaşayabilirdim. Bu kadar basit olabilirdi her şey. İnsanlar birbirini çıkar gözetmeksizin sadece Allah için sevselerdi belki de hepimiz bir çocuk olabilirdik yüzümüzde kocaman gerçek gülümsemeler ve ellerimizde pamuk şekerlerimizle. Evet inanabilirdik pamuk şekerin gerçekten pamuktan yapıldığına ve kimse gelip hayallerimizi ezemezdi ayaklarıyla. Ben saklayarak içimdeki çocuğu diğerlerinin içindeki çocuklarıyla beraber sevgiyle büyüyebilirdik. O zaman büyümek şahane olmaz mıydı?

Ve büyükler biraz çocuk
Ve çocuklar hep çocuk kalabilirdi kendi düş bahçelerinde..

  • Okunma
  • 1 Mayıs 2020
  • Deneme
  • WhatsApp Yazı Linkini Kopyala
  • 1

    Tuğba Yılmaz

    @tugbaylmz

    1 Mayıs 2020 / 05:10

    Ve çocukken de olgun bir çocuk olan bendim.

    1 Mayıs 2020 / 11:56

    Duygularıma tercüman..
    Yüreğine ve de kalemine sağlık…

    2 Mayıs 2020 / 07:00

    Hiç çocukluğumu yaşamayacak kadar hastaydım ne anlatabildim kendimi insanlara nede onlar anlamak için mücadele edebildi. En kötüsü de derdini anlayanın olmamasıydı. Emeğine sağlık olsun.

    2 Mayıs 2020 / 09:56

    Gerçekten de kusursuz bir yazı olmuş. Kalemine,yüreğine sağlık. Okurken Bazı yerlerde kendi cümlelerimi okuyor gibi hissettim ve benimle ayni şeyleri düşünen birinin olması beni gerçekten mutlu etti. Içinizdeki çocuğu asla büyütmeyin. Ve onu sevin,onunla konuşun. Gerçekten konuşun. Onunla yazılarda buluşun. Sizlere ses verdiğini duyacaksınız emin olun…

      5 Mayıs 2020 / 22:45

      Estağfurullah, kusursuz olmak da kusur sebebidir. Gönlümüzden geleni buraya döküyoruz, okuyoruz. Sizin kaleminizi de çok beğeniyorum. 💕

    3 Mayıs 2020 / 17:00

    Bian kendi yaşanmışlıklarımı okuyormuşum gibi hissettim.Kaleminize ve yüreğinize sağlık Tuğba Hanım.🙏

      5 Mayıs 2020 / 22:46

      Güzel hisler karşılıklıdır Aybike hanım. 😊🌸